Kas 082020
 

Roman gençlerin sosyal ve siyasal alanda karar mekanizmaları içerisinde aktif yurttaşlar olarak rol almalarını hedefleyen Başka Bir Siyaset Okulu, dördüncü kez kapılarını açtı. Okul, son gününde uluslararası düzeyde bir Roman toplantısına ev sahipliği yaptı. Toplantıda,

pandeminin toplumdaki eşitsizliği bir kez daha su yüzüne çıkardığı belirtildi.

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu İktisadi ve Sosyal Kalkınma Bölümü Sosyal Politika ve İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Program Yöneticisi Mehmet Caner Demir’in modere ettiği toplantının ilk oturumunda “Roman İçermesine Sektörel Yaklaşımlar” konusu ele alındı.

Viyana Ekonomi ve İşletme Üniversitesi Avrupa ve Uluslararası Hukuk Enstitüsü’nden Walter Wolf, Türkiye’de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayımlanan ‘Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi’ne dikkat çekti.

Wolf, bu belgenin hükümet ve otoritelerin bakış açısını yansıttığını, belgede yukardan aşağıya bir yaklaşımın hâkim olduğunu söyledi. Romanların ihtiyaç ve isteklerini daha iyi anlamak için aşağıdan yukarıya bir yaklaşımla strateji oluşturmak gerektiğini kaydeden Wolf, bu noktada toplumun önemli bileşenlerinden STK’lara rol düştüğünü anlattı. Toplumun ihtiyaçlarını analiz eden STK’lara, kamu görevlileriyle strateji belgesini referans alarak görüşmesini önerdi. Roman gençlere seslenen Wolf, “Karşılaştığınız güçlülüklerin farkındayım. Aslında yokuş yukarı bir savaş veriyorsunuz. Burda önemli olan kendi içinde birlik olmanız ve uzun dönemde Roman güçlenmesini öncelemeniz.” şeklinde konuştu.

Romanlar, Eğitim Politikalarının Neresinde?

Avrupa Eğitim Vakfı Türkiye Sorumlusu Lida Kita, Roman toplumunun eğitim ihtiyacından bahsederek söze başladı. “2023 Eğitim Stratejileri için Roman toplumuna danışıldı mı? Roman STK’lar toplantılara davet edildi mi? Edildiyse aktif katılım sağlandı mı?” diye soran Kita, pandemi döneminde eğitime erişemeyen Roman çocuklar için politika üretilip üretilmediğini merak ettiğini söyledi. Genç aktivistlerin bu konuda veri toplayıp ana akım politikalara yön vermeleri gerektiğini kaydeden Kita, “Aktivist Romanlar olarak sorunu ortaya koymanın ötesine geçip yerel ve ulusal düzeyde politika yapıcıları etkilememiz lazım.” dedi.

Pandemi Toplumu Orantısız Etkiledi

Gebze Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hande Barlın’ın modere ettiği ettiği ikinci oturumda “Roman İçermesine Bölgesel Yaklaşım, Batı Balkanlar ve Türkiye” konusu ele alındı.

Avrupa Taban Örgütleri Ağı (ERGO Network) Politika ve Proje Koordinatörü Mustafa Jakupov, pandeminin Roman topluluklarına orantısız bir etkisi olduğunu ifade etti. Romanlarla ilgili tabandan veri topladıklarını aktaran Jakupov, pandemide Romanların yaşam koşullarının kötüleştiğini, su ve sabun gibi temel ihtiyaçlara erişemedikleri için toplumda virüsün daha hızlı yayıldığını söyledi. Romanların toplumdan tecrit edildiğini belirten Jakupov, Bulgaristan’daki Roman yerleşim yerinin kapatıldığını söyledi.

Çoğu hükümetin kırılgan gruplarla ilgili özel tedbirler geliştiremediğine dikkat çeken Jakupov,  AB üyesi ülkelerde dayanışmanın ön planda olması gerektiğinin altını çizdi.

Romanlar İçin Duyarlı Bütçeleme Yapılmalı

Batı Balkanlar ve Türkiye Bölgesel İş birliği Konseyi’nden (RCC) Politika Uzmanı Mimoza Gavrani, Roman topluluklarının ihtiyaçlarına cevap veren “duyarlı” bütçelemelerden bahsetti. Eğitim, barınma, istihdam gibi alanlarda ihtiyaçlara göre özel hedefler belirlediklerini, bu hedefleri hayata geçirmek için hükümetlerarası çalışma grupları oluşturduklarını, Roman entegrasyonu eylem ekibinin devrede olduğunu anlattı. Aldıkları kararların doğrudan eyleme dönüştüğünü aktaran Gavrani, “Bunu yaparken hükümet bütçelerini Romanlara yönelik formüle etmeye çalışıyoruz. Duyarlı bütçelemeyle Roman toplumuyla toplumun geri kalanı arasında var olan boşlukları kapatmaya, dengesizliği ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.

Eşitsizlikle Bir Kez Daha Yüzleştik

Roma Active Albania Direktörü Adriatik Hasantari,  pandeminin toplumdaki eşitsizlikleri görünür kıldığını söyledi. “Eşitsizlik vardı, pandemi bunu derinleştirmedi, su yüzüne çıkardı ve gerçekliğin resmini bir kez daha görmemizi sağladı.” dedi. Pandemide ön safta çalışan aktivistlerin bu resmi göstermek için sahadaki öyküleri anlatması gerektiğini belirten Hasantari, anlatılan öyküleri farklı düzeylerde tartışarak politika üretebileceklerini dile getirdi.

 “Uzlaşmacı Dilden Yanayız”

Hareketli gündeminden dolayı Türkiye’nin daima ilgi çektiğine değinen Olof Palme Center Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Helin Şahin, ülkedeson dönemde baskın birkutuplaşma gözlemlediğini dile getirdi. Demokrasinin tesisi için STK’ların önemine dikkat çeken Şahin, toplum adına politika üretirken de uzlaşmacı bir dilden yana olunması gerektiğini belirtti.

Toplantıyı organize eden Başka Bir Siyaset Okulu Proje Direktörü Elmas Arus, Romanların haklara erişiminin önündeki engelleri kaldırmaya çalıştıklarını dile getirdi. Strateji belgesinin kâğıt üzerinde kaldığını anlatan Arus, Romanların mücadelesini destekleyecek bir mekanizma olmadığını, pandemide Romanların sahipsizliğiyle bir kez daha yüzleştiklerini aktardı. Kamu kurumlarının acilen duruma müdahale etmesi gerektiğini söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Doğan Subaşı ve Sosyal Demokrasi Vakfı Başkanı Ertan Aksoy’un katılımıyla devam eden toplantıda yoksulluk politikaları da ele alındı.

24-31 Ekim 2020 tarihleri arasında düzenlenen eğitimler, Sıfır Ayrımcılık Derneği tarafından Avrupa Konseyi ve Olof Palme Uluslararası Merkezi’nin desteğiyle hayata geçirildi.

 Etkinlikler BAŞKA BİR SİYASET OKULU, ULUSLARARASI ROMAN TOPLANTISINA EV SAHİPLİĞİ YAPTI için yorumlar kapalı
Kas 082020
 

İlk defa 2017 yılında düzenlenen ve bu yıl dördüncüsü olan Başka Bir Siyaset Okulu, Sıfır Ayrımcılık Derneği tarafından Avrupa Konseyi ve Olof Palme Center International’ın destekleri uygulanmaktadır.

Başka Bir Siyaset Okulu” bu yıl 18-35 yaş arasındaki 40 gencin çevrimiçi ortamda buluşması ile eğitime başladı.

Programda 18-35 yaş arasında, toplumsal meselelere duyarlı, liderlik potansiyeli gösteren, aktif yurttaşlık bilincine sahip tüm gençlerin katılımına açık tutulmuştur. Daha önce üniversite kulübü, sivil toplum örgütü ya da yerel yönetimler gibi kurum ve oluşumlarda aktif çalışmış/çalışmakta olan gençlere öncelik tanınmıştır.

Akademisyenlerden ve sivil toplum temsilcileri tarafından sosyal politikalar, yerel yönetimlerin işleyişi, Avrupa ve Türkiye’de Roman sivil toplumunun gelişimi, Romanlara yönelik politikalar, toplumsal cinsiyet, küresel düzen, siyasal iletişim, alternatif aktivizm modelleri, sosyal girişimcilik ve kamuya hitabet gibi bir dizi eğitimler verilmektedir.

 Etkinlikler 24 Ekim Cumartesi günü Başka Bir Siyaset Okulu çevrimiçi olarak kapılarını açtı! için yorumlar kapalı
Eyl 282020
 

17-18 Eylül 2020 tarihlerinde proje ekibi, Eski Sorunlara Yeni Çözümler Roman İçermesi Alanında Yeni Tip Yaklaşımların Değişimi Projesinin lansman toplantısı için çevrimiçi olarak toplandı.

Toplantının hedefleri şunlardı:

  • Ortakların beklentileri ve rolleri hakkında daha fazla bilgi edinmek
  • Proje Pazarını tanıtmak ve yerelde uygulanacak iyi örneklerin seçimine hazırlanmak
  • Eğitim ve koçluk faaliyetlerinin geliştirilmesini desteklemek için ortakların kapasite gelişimi ihtiyaçlarını tartışmak
  • Projenin ortak savunuculuk hedeflerini öğrenmek ve aşağıdan yukarıya yaklaşımla daha iyi bir finansman için ulusal savunuculuk hakkında düşünmeye başlamak
  • AEA / Norveç hibelerini ve projemizden beklentilerini tanımak
  • Projeyi kamusal olarak başlatmak

Toplantı, projenin amacının ve farklı iş paketlerinin kısa bir özetiyle başladı ve AEA/Norveç hibeleri ve Fon Operatörünün tanıtımı ve projemizle ilgili beklentileri, ortakların rolleri ve beklentilerinin sunulmasıyla devam etti. 

Ayrıca Proje Pazarı ve Akranlar Arası Ortaklıklar ve genel olarak iyi uygulamalar hakkında bir tanıtım yapıldı. (Bir uygulamayı iyi yapan nedir? Kriterlerimiz neler? Ortakların aklında neler var?)

17 Eylül Perşembe tarihli lansman toplantısının ilk günü, projenin kapasite geliştirme tarafını da hedefledi. 18 Eylül Cuma günü ise savunuculuk iş paketinde yer alan finansman araştırması, ulusal savunuculuk toplantıları, Avrupa toplantıları üzerine tartışmak için bir araya geldik.

Ayrıca, ulusal finansman durumlarımız, ulusal savunuculuk hedeflerimiz ve ortaklarımız ile ilgili halihazırda ne üzerinde çalışıyoruz, ulusal ortaklarımız kimler, hedeflerimiz neler? soruları doğrultusunda paylaşımlarda bulunduk.

Proje web sitesi, bilgilendirme oturumları, sosyal medya kampanyaları, hikaye anlatımı, proje videosu, kitle fonlaması gibi iletişim çalışma paketine de bir giriş yaptık. Bu oturumda ortaklar için iletişim gereksinimlerini tartıştık ve projenin tanıtımına yönelik fikirler üzerine beyin fırtınası yaptık.

Üstelik risk yönetimini de ele aldık: Projede neyin ters gidebilir olduğunu ve olası zorluklarla nasıl başa çıkabileceğimizi konuştuk.

Açılış toplantısı kısa bir değerlendirme ve gelecekteki toplantıların iyileştirilmesine yönelik önerilerle sona erdi.

“Eski Sorunlara Yeni Çözümler – Roman İçermesi Alanında Yeni Tip Yaklaşımların Değişimi” Projesi, AEA ve Norveç Bölgesel İşbirliği Hibe Fonu aracılığıyla İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç tarafından finanse edilmektedir.

 Etkinlikler Eski Sorunlara Yeni Çözümler – Roman İçermesi Alanında Yeni Tür Yaklaşımların Değişimi Projesinin Başlangıç Toplantısı 17-18 Eylül 2020 Tarihlerinde Gerçekleşti! için yorumlar kapalı
Eyl 152020
 

Roman içermesi Orta ve Doğu Avrupa, Batı Balkanlar ve Türkiye’deki en önemli sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Temel Haklar Ajansı’na göre Romanlar en çok ayrımcılığa uğrayan ve dışlanan etnik azınlıktır ve Romanların %80’i yoksulluk riski altında yaşamaktadır. Ukrayna, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, İtalya ve Belçika’da Romanlara karşı son zamanlarda yaşanan nefret söylemi ve insan hakları ihlalleri, Romanlara karşı ırkçılığın ciddiyetini göstermektedir. Aynı zamanda kıtadaki en büyük etnik azınlık olmaları hasebiyle Avrupa’da büyük bir sosyal tepkiye neden olmaktadır.

“Eski sorunlara yeni çözümler – Roman içermesi alanında yeni tür yaklaşımların değişimi” projesi aracılığıyla, “hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği” inancına ilişkin kısır döngüyü kırmak için eğitim, istihdam, katılım ve antiziganizm ile mücadele alanlarında başarılı Roman içermesi projelerinin hikayelerini fon sağlayıcılarla ve devlet kurumlarıyla paylaşmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, Roman sivil toplumu için iki aşamalı bir kapasite geliştirme sürecine gireceğiz:

1. Ortak başına en az 1, en fazla 3 iyi uygulama belirleyerek ve diğerlerini bunları uyarlamada destekleyerek ortakların akran öğrenmesi yoluyla kapasitelerinin geliştirilmesi.

2. Roman ve Roman yanlısı STK’ların eğitimler yoluyla proje yönetimi kapasitelerinin geliştirilmesi

Fon verenlere ve devlet kurumlarına yönelik savunuculuk çalışmaları yoluyla, ortaklar tarafından başlatılan yenilikçi projelerin sürdürülebilirliğinin sağlanması hedeflenmektedir.

Hedefler

  • İstihdam, eğitim, antiziganizm ile mücadele ve Roman katılımı alanlarında tabandan gelen iyi uygulamaları belirlemek.
  • Proje fikirlerini uyarlamak ve bunların başka bir ülkede uygulanmasını planlamak için Roman STK’lar arasında akran öğrenimini sağlamak ve koçluk yapmak.
  • Roman taban örgütlerinin proje yönetimi ve savunuculuğun farklı boyutlarına ilişkine kapasitesini geliştirmek.
  • Roman içermesine yönelik daha iyi hedeflenmiş finansman için savunuculuk yapmak.

Projenin uygulama süresi 34 aydır ve 1 Haziran 2020- 31 Mart 2023 tarihleri arasında uygulanacaktır. Proje AEA (Avrupa Ekonomik Alanı) ve Norveç Bölgesel İşbirliği Hibeleri aracılığıyla finanse edilmektedir.

Proje, topluluklar tarafından başlatılan ve koordine edilen, diğer ülkelerdeki iyi uygulamalardan esinlenen ve fikrin alındığı ortak kuruluşların uzmanları tarafından desteklenen projelerin planlanmasını ve uygulanmasını içermektedir. Ayrıca, 11 ortak ülkede sivil toplum eğitim programlarının taban örgütlerinin gerçek ihtiyaçlarına dayalı olarak geliştirilmesini ve Roman sivil toplumu ile bu topluluklara finansman sağlayan bağışçılar arasında bir diyaloğun geliştirilmesini öngörmektedir.

Proje, öncelikli müdahale alanları olan “Sosyal İçerme, Genç İstihdamı ve Yoksulluğun Azaltılması” ile Romanların katılımının artırılmasına ve güçlendirilmesine katkıda bulunmaktadır. Bunu aşağıdaki çıktıları sunarak başaracaktır:

1. Topluluk liderliğinde yürütülen projelerin teşvik edilmesi:

  • Diğer kuruluşlarda iyi uygulama olarak belirlenen topluluk ihtiyaçlarına dayalı 11 projenin uyarlanması ve uygulanması
  • Yerelde uygulanan Roman içermesine ve Romanların güçlendirilmesine yönelik projelerden 20-30 iyi uygulama örneği, uyarlama ve geliştirme fikirleriyle yaygınlaştırılması
  • Roman örgütlenmesinin ve Roman sivil toplumunun film ve hikâye anlatımı tanıtılması

2. Roman STK’larının kapasitelerinin artırılması:

  • Roman STK’larında görevli personelin proje ve kurum yönetimi konusunda eğitilmesi
  • STK’lar için proje ve kurumsal yönetim hakkında araç seti yayınlanması
  • STK’lar tarafından şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterlerinin uygulanması

3. Elverişli finansman ortamı sağlanması:

  • Roman içermesine yönelik aşağıdan yukarıya yaklaşımların önemi üzerine çalışılmanın üretilmesi ve yaygınlaştırılması
  • Roman içermesine yönelik finansman programlarının analiz edilmesi ve analizin yayımı
  • Bağışçıların, Roman içermesine yönelik aşağıdan yukarıya yaklaşımların önemi konusunda daha bilinçli hale gelmesi

Çıktılara şu yollarla ulaşılacaktır:

  • İyi uygulamalardan esinlenen ve diğer Roman STK’ların koçluğuyla desteklenen topluluk liderliğinde proje planlaması
  • Akran öğrenimi ve yaratıcı araçlar içeren özel bir kapasite geliştirme programı
  • Ulusal hükümetlere, uluslararası kurumlara ve özel bağışçılara yönelik kanıta dayalı savunuculuk

İş paketleri aşağıdaki gibidir:

  • Çalışma Paketi 1: Yönetim – Nevo Parudimos
  • Çalışma Paketi 2: İletişim – Nevo Parudimos
  • Çalışma Paketi 3: Kapasite Geliştirme – RROMA
  • Çalışma Paketi 4: Akranlar Arası Ortaklıklar – Autonomia Foundation
  • Çalışma Paketi 5: Savunuculuk – ERGO Network

Hedef grupları, 11 yerel Roman topluluğu (her ülkeden bir tane), 11 Roman sivil toplum kuruluşu veya hedef Roman toplulukları, kurumlar ve özel sponsorlar ve 11 ortak ülkeden diğer STK’lar temsil etmektedir.

Proje ortakları:

  • Lider ortak – Nevo Parudimos Derneği – Romanya
O imagine care conține semn, așezat, fereastră, mare  Descriere generată automat
  • Ortak – ERGO Ağı – Belçika
O imagine care conține desen  Descriere generată automat
  • Ortak – Autonomia Foundation – Macaristan
  • Ortak – RROMA – Makedonya
O imagine care conține graffiti, aliment  Descriere generată automat
  • Ortak – Roma Active Albania – Arnavutluk
O imagine care conține semn, aliment, oprire  Descriere generată automat
  • Ortak – Integro – Bulgaristan
O imagine care conține semn, exterior, așezat, aliment  Descriere generată automat
  • Ortak – RARC – Slovakya
  • Ortak – Slovo 21 – Çek Cumhuriyeti
O imagine care conține semn, aliment, desen, ținând  Descriere generată automat
  • Ortak – Roma Community Center – Litvanya
O imagine care conține desen  Descriere generată automat
  • Ortak – Sıfır Ayrımcılık Derneği – Türkiye
O imagine care conține desen  Descriere generată automat
  • Ortak – Women’s Association “Romkinja” – Bosna-Hersek
O imagine care conține desen, metru  Descriere generată automat
 Etkinlikler Eski sorunlara yeni çözümler – Roman içermesi alanında yeni tür yaklaşımların değişim Proje İndeks No: 2018-1-0697 için yorumlar kapalı
Ağu 022020
 

PORAJMOS: TARİHİN GÖLGESİNDEKİ UNUTULMUŞ ROMAN SOYKIRIMI

Tarihin en acı olaylarından birisi olan Holokost boyunca, Naziler ve müttefikleri Avrupa’daki Roman popülasyonunun %25’ini sistematik bir soykırıma tabi tuttular. Ölü sayısının 220.000 ila 880.000 arasında olduğu belirlenen ve Porajmos olarak bilinen bu korkunç katliam, Nazi Almanyası tarafından işlenen en büyük insanlık suçlarından biri olarak hafızalara kazındı.

Roman dilinde “Yok etme” anlamına gelen “Porajmos” kelimesi, Romanların 1938 tarihi itibarıyla Nazi Almanya’sı tarafından maruz bırakıldıkları sistematik soykırımı tanımlamak için kullanılmaktadır. Roman halkı tarafından asla unutulmayan bu trajedinin uluslararası bir tanınırlık kazanması ve Almanya’nın tazminat bedeli ödemeye başlaması ise 1976 yılına değin gerçekleşmemiştir. 2011 yılından itibaren resmî olarak bir yas günü ilân edilen Porajmos’a zemin hazırlayan olaylar ise Nazilerin Almanya’da güç kazanmasından öncelere dayanmaktadır.

ROMANLARA YÖNELİK UZUN VE TARİHSEL BİR ZULÜM

Naziler’in iktidarı ele geçirmesinin öncesinde bile Almanya’da Romanlar’a yönelik antiziganist- çingene karşıtı- politikalar büyük bir zulüme sebep oluyordu. 14. yüzyıldan beridir varlıklarını sürdürdükleri Avrupa’da göçebe bir yaşam tarzını benimsemiş Romanlar, Almanya da dahil olmak üzere nereye giderlerse gitsinler, ayrımcılığa, ırkçılığa ve mezalime maruz kalmışlardı.

1899 yılından başlayarak Naziler’in iktidar olduğu 1933 yılına değin devam eden bir süreçte Alman yasa koyucular, Romanlar’ın haklarını kısıtlayan ve onları toplum gözünde ikinci sınıf vatandaş konumuna düşüren pek çok yasa tasarısına imza attılar. Roman topluluklar sürekli olarak gözlendi, kamusal alanlardan uzak tutuldu, yüzme havuzlarına dahi girmeleri engellendi. Ülkenin birçok önemli kısmına girme hakları ellerinden alınan Romanlar aynı zamanda Alman polisi tarafından ortada hiçbir sebep olmadan tutuklanabiliyorlardı.

Yaygın kanı, bir Roman parmaklıklar ardına gittiğinde ülkenin daha güvenli bir yer haline geldiği yönündeydi.

Romanlara yönelik yaklaşımlar Naziler’in iktidara gelişiyle beraber daha da kötüye gitti. Adolf Hitler, Romanları sadece göçebe bir topluluk olarak değil, Alman ırkının sözde “ırksal saflığına” yönelik bir tehdit unsuru olarak görüyordu. 1936 yılında, Naziler’in “Çingene Sorunu” ile “baş edebilmek” için, Demografik Biyoloji ve Irksal Hijyen Araştırma Merkezi direktörü Robert Ritter Romanlarla “görüştü” ve “bir takım röportajlar” gerçekleştirdi.

Ritter’in bu “görüşmeler” ve “röportajlar” sonunda vardığı sonuç korkunç bir olaylar zincirinin başlamasına neden olacak, tarihin tanıklık ettiği en utanç verici kıyımlardan birisinin temel taşı olacaktı. Romanların Alman ırkının kanını “dejenere” edici bir kan taşıdığı sonucuna varan Ritter, Romanları yaşadıkları yerleri yetkililere bildirmekle tehdit ederek Almanya’daki hemen hemen tüm Romanların kaydının tutulduğu bir arşiv oluşturmaya başladı.

ROMANLARIN YURTLARINDAN EDİLMESİ

Tarih 1936 yılını gösterdiğinde, Romanların etnik Almanlarla evlenme hakları, oy kullanma hakları ve vatandaşlıkları ellerinden alındı. Bunu takiben Naziler, Romanları kısırlaştırmaya başladılar ve onları bir araya toplayıp, yurtlarından ederek kamplara ve izole edilecekleri sağlıksız bölgelere gönderdiler.

Başlangıçta, sayısız Roman taşınılabilir toplama kamplarına zorla gönderildiler ve kendi ayrık kamplarında tutuldular. Daha sonra, Nazi otoriteleri tarafından bir diğer soykırım kurbanı olan Yahudi halkıyla bir araya getirildiler. En nihayetinde de çalışma kamplarına ve sistematik olarak öldürülecekleri “ölüm kamplarına” doğru gönderildiler.

Porajmos, işte böyle başlamıştı.

PORAJMOS

1942 yılına geldiğimizde, SS kumandanı HeinrichHimmler tüm Romanların toplama kamplarına zorla nakledilmesini onaylayan bir emri imzalandığında, Roman Soykırımı resmen başladı. Birkaç yıl içerisinde Naziler, Avrupa’da yaşayan yaklaşık 1 milyonluk Roman nüfusunun tümünü katletmeyi ön gören insanlık dışı bir program hazırladılar.

Nazi kontrolündeki Avrupa boyunca, bulunabilen her Roman zorla alıkondu, gettolarından çıkartıldılar ve toplama kamplarına insan onurunu ayaklar altına alan koşullarda gönderilerek zehirli gazla katlediler. Sovyetler Birliği’nin Naziler tarafından ele geçirilen kısımlarında ise çok daha korkunç bir durum söz konusuydu. Nazilerin ölüm mangaları olarak bilinen ve çoğunluğu gönüllülerden oluşan Einsatzgruppen, köy köy, kasaba kasaba dolaşarak bulabildikleri her Roman bireyi işkence ederek, kurşuna dizerek ve insanlık dışı muamelelere tabi tutarak katlettiler. Sadece Einsatzgruppen mangalarının katlettiği insan sayısının yaklaşık 8.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

TANINMAMIŞ BİR SOYKIRIM

“İnsan deneyleri”, toplu katliamlar ve toplama kamplarındaki gazlı ölümler ile Naziler ve işbirlikçileri toplamda 220.000 ilâ 880.000 arası Romanın ölümüne sebep oldular. Holokost mağduru olan diğer azınlıkların aksine Romanlar’ın çektikleri acılar çok az gündeme getirildi ve tanındı. Hatta ve hatta Naziler’in iktidarı 1945 yılında sona erdiğinde dahi, Romanlara yönelik ırkçılık ve ayrımcılık bazı kesimlerin Romanların “Onlara yapılan soykırımın tanınmasını dahi haketmediğini” söyleyeceği kadar ileriye gitti.

Batı Almanya’da kurulan savaş sonrası hükumet ve müttefiklerin kendileri dahi Romanları ırkçı mezalimin kurbanı bir topluluk olarak görmeyi ve tazminat taleplerini bir süre reddettiler, hatta ve hatta Romanların Nazi Almanya’sı tarafından “suça eğilimli ve asosyal tabiatlarından dolayı öldürüldüğünü” iddia ederek Romanlara yönelik saldırıların ve ırkçılığın önünü daha da açabilecek beyanlarda bulundular.

Roman Soykırımı’nın kurbanları, genel olarak Holokost sürecinde katledilen diğer talihsiz halklar açısından baktığımızda, ilgiden ve sempatiden maalesef yoksun bırakıldılar fakat en nihatyetinde, Batı Almanya Parlamento’su 1979 yılında Porajmos’un ırkçılık ve etnik ayrımcılık tarafından motive edilmiş bir katliam olduğuna kanaat getirdi ve bu sayede pek çok mağdur tazminat almaya hak kazandı. Gelgelelim, bu vakte kadar Porajmos boyunca hayatta kalmayı başaran pek çok Roman, ölmüştü ve ancak 70 yıl kadar sonra Porajmos kurbanı Romanların yaşadığı zulüm toplumsal tanınırlık düzeyine ulaşabildi ve kurbanlar adına bir anıt dikildi.

Ancak bu zamana değin, yüz binlerce Roman Soykırımı kurbanı Roman olmayan topluluklar ve ülkeler tarafından unutuldu. Avrupa’daki nüfuslarının %25’inin katledilmesine ve İkinci Dünya Savaşından sonra bile büyük bir ayrımcılığa maruz kalmalarına rağmen Romanların yaşadığı bu büyük felaketin tanınırlığa ulaşması neredeyse 70 yıl kadar sürdü.

Romanların sistematik olarak yok edildiği, insani haklarından mahrum bırakıldığı ve bir halkın geleceğiyle oynanan Roman Soykırımını yani Porajmos’u asla unutmayacak, Romanlar’ın sadece Avrupa değil, dünya çapında da hak ettikleri konuma ulaşmaları için elimizden geleni yapacağız.

Avrupa Roman Taban Örgütleri Ağının (ERGO Network) Roman Soykırımı Anma Günü vesilesiyle yapmış olduğu açıklama http://ergonetwork.org/2020/07/2-august-holocaust-memorial-day-for-sinti-and-roma/

#2August #RomaRemember #NaBister #RomaHolocaust #NeverForget

#2Ağustos #RomanSoykırımı #RomanSoykırımıAnmaGünü

 Etkinlikler Tarihin Gölgesindeki Unutulmuş Roman ve Sinti Soykırımı için yorumlar kapalı

Haz 242020
 

ROMAN DİYALOG AĞI BASIN AÇIKLAMASI

Çeşme Belediyesi’nin 16 Haziran 2020 tarihinde, Çeşme’nin Alaçatı mevkiinde Romanların barındığı alanı, alternatif bir çözüm sunmaksızın, ön uyarı yapmadan, kepçelerle yıkmasını esefle karşılıyoruz. 

İlgili kamu kurumlarını ve belediyeleri, Çeşme’de yaşanan insanlık dramını gidermeye çağırıyoruz. 

Bu olayla birlikte kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluğun, insan hakları ihlallerine yol açtığını bir kez daha vurgulamak istiyoruz.

Bu alanda yaşayan Romanların pek çoğu, uzun yıllardır Çeşme’de yaşamakta, geçimlerini günlük güvencesiz işlerle sağlamaktadır. Bir kısmı kâğıt ve hurda toplayıcılığı yapmakta, bir kısmı da turizm sektöründe temizlik ve mutfak işçiliği gibi işler ifa etmektedir. 

Boğaz tokluğunu bile sağlayamadıkları bir ortamda, pandemi süreci durumlarını daha da zorlaştırmış, bir dönem herhangi bir gelirleri olmaksızın hayatta kalmaya çalışmışlardır. 

Öte yanda, 2010 yılında açıklanan Roman açılımı sonrasında Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi ve en sonuncusu 2019 Aralık’ta yayınlanan iki tane Roman Strateji Eylem Planı yayınlanmıştır. Söz konusu belgeler, Romanların sosyal içermesinin sağlanması ve Romanların yaşam standartlarının iyileştirilmesi için kamu kurum ve belediyelere çeşitli görevler vermiştir. Buna rağmen, yeterli ilerleme sağlanamamış, Çeşme’de gerçekleştirilen yıkımda olduğu gibi, Romanları toplumun daha da dışına iten birçok uygulama yapılmıştır.

Bu çerçevede gerek merkezi yönetimi gerekse yerel yönetimleri, mevcut yasalar ve strateji belgesi tarafından kendilerine verilen görevleri ivedilikle yerine getirmeye, tam bir koordinasyon içinde Çeşme’de yaşanan mağduriyeti gidermenin ötesinde, olaydan etkilenen Romanların durumlarını iyileştirmeye çağırıyoruz. 

ROMANDİYALOG AĞI (RODA) ÜYELERİ

  1. Adana Kalburcular ve Aşiretler Derneği, Ali Kaya
  2. Akhisar Roman Federasyonu, Erdoğan Şener
  3. Balıkesir Gömeç Romanlar Kültür ve Dayanışma Derneği, Kenan Say
  4. İzmir Dikili Roman Sosyal Gelişim Derneği, Sitem Kara
  5. Diyarbakır Domlar ve Romanlar Kültür Dayanışma ve Gençlik Derneği, Mehmet Demir
  6. Edirne Roman Gençlik Derneği, Selçuk Karadeniz
  7. Gaziantep Abdallar Yardımlaşma ve Kültür Derneği, Niyazi Buluter
  8. Hatay Roman Abdal ve Domlar Birliği, Veysel Toplar
  9. Hatay Dom Toplulukları Derneği, Mehmet Teke
  10. İstanbul Anadolu Yakası Romanları Derneği, Güngör Gönüç
  11. İstanbul Anadolu Abdalları Ortak Platformu, Hasan Kara
  12. Dudullu Roman Derneği, Barış Cihanker
  13. Sıfır Ayrımcılık Derneği, Elmas Arus
  14. İzmir Roman Gençlik Eğitim Kültür Derneği, Cem Pekbalıkçı
  15. Kilis Abdallar Dayanışma ve Spor Derneği, Fettah Esoğlu
  16. Manisa Bölge Romanları Kalkındırma Derneği, Serdar Kavdağ
  17. Fethiye Muhacir Derneği, Salih Kocatepe
  18. Samsun Karadeniz Bölgesi Roman Kültürünü Araştırma Eğitim ve Kalkındırma Derneği, Selim Gökçen
  19. Tekirdağ Muratlı Roman Kültür Dayanışma Derneği, Çağlar Yeltekin
  20. Tekirdağ Trakya Müzisyenler Derneği, Necdet Karanfil
  21. İzmir Tire Romanları Kültür ve Dayanışma Derneği, Hasan Hüseyin Karabacak
  22. Şanlıurfa Davulcular ve Zurnacılar Derneği, Aziz Arslan
  23. Artvin Aktivist Soner Durmuş

AÇIKLAMADA BAHSİ GEÇEN PLANLAR İÇİN LİNKLERE TIKLAYINIZ:

Roman Vatandaşlar Yönelik Strateji Planı (2016 – 2021)

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/04/20160430-11.htm

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/04/20160430-11.htm

Roman Strateji Eylem Planı (2019 – 2021)

https://ailevecalisma.gov.tr/media/30906/roman-vatandaslara-yonelik-ii-asama-eylem-pl.pdf

RODA NEDİR?

Roman Diyalog Ağı (RODA),ilk olarak 2012 yılındakurulmuştur. Türkiye’nin dört bir tarafına dağılan Roman, Dom, Lom ve Abdal gruplarını temsil eden Sivil Toplum Kuruluşları’nı (STK) bir araya getirmiştir. Bu ağ, kamu otoriteleri ve Roman grupları arasında diyalogun geliştirilmesini sağlamıştır.

2020 itibariyle Avrupa Birliği projesi kapsamında, “RODA’nın Güçlendirilmesi” amacıyla ağa üye olan 22 STK’nın kapasitesinin geliştirilmesi hedeflenmiş;insan haklarından savunuculuğa, toplumsal cinsiyet eşitliğinden kadının kamu ve sivil toplumdaki temsiline varıncaya kadar bir dizi eğitim planlanmıştır.

Sıfır Ayrımcılık Derneği ve Mesleki Eğitim ve Küçük Sanayi Destekleme Vakfı (MEKSA), ortaklığıyla yürütülen projeyle ilgili, önümüzdeki günlerde basın lansmanı yapılacaktır.

 Permalink  Etkinlikler  için yorumlar kapalı
Nis 092020
 

Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdür Yardımcısı Nail Noğay’ın ırkçı ve nefret dolu yaklaşımını üzüntüyle karşılamış bulunmaktayız.

8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde koronovirüs dolayısıyla Romanların yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekmek için 48 Roman Sivil Toplum Kuruluşu bir araya gelerek ortak bir çağrıda bulunduk. Yürüttüğümüz kampanya kapsamında çağrıda bulunmanın yanı sıra ailelerden gelen yardım taleplerini, videolar eşliğinde basın mensuplarıyla paylaştık. Tüm içerikler toplumun hayatta kalma mücadelesine dair gerçekleri gözler önüne seren, vicdana hitap eden, art niyet taşımayan cümlelerden ibaretti.

8 NisanDünya Romanlar Günü gibi Romanlar için özel anlam taşıyan böyle bir günde durumunu anlatan aileye, “Geber.” tepkisi vermek yerine “Üzgünüm, sizin için elimizden geleni yapmalıyız.” şeklinde bir yaklaşımı içeren destek mesajı beklerdik! İnsanlık açısından olmasa bile görevi gereği beklerdik!

Devlete en ihtiyaç duyduğumuz bu anda, yoksulların, kırılgan kesimlerin sorununu çözme sorumluluğunda olan kurumların yöneticilerinin bu kesimlerin ihtiyaçlarına duyarsızlığı kabul edilemez. Görevini kötüye kullanması ve nefret dolu üslubu kabul edilemez.

Roman Strateji Eylem Planı ivedilikle hayata geçirilmeli, bu eylem planını uygulaması gerekenlerin de ayrımcı bakış açısından ve ırkçı zihniyetten uzak olması gerekmektedir.

“Biz bize yeteriz” sloganlarıyla zorlukları aşmaya çalışırken ırkçı, ayrımcı yaklaşımların birlikte mücadele etme ruhunu zedelediğini hatırlatarakbirlik ve beraberlik çağrısında bulunuyoruz.

Roman olsun olmasın, ağır şartlar altında hayatta kalma mücadelesi veren yoksul ve kırılgan grupların sesi olmaya devam edeceğimizi belirtiyoruz.

Irkçı yaklaşımlara tepki gösteren vicdanlı, duyarlı tüm vatandaşlara, sesimiz olmaya devam eden basın mensuplarına da özellikle teşekkür ediyoruz.

Türkiye’nin dört bir tarafından 48 Roman Sivil Toplum Kuruluşu olarak diyoruz ki,

görevini kötüye kullanan Nail Noğay derhal istifa etmeli ve hakaret ettiği anneden özür dilemelidir!

AÇIKLAMAYA KATILAN STK’LARIN LİSTESİ:

  1. Anadolu Abdalları Ortak Platformu – İstanbul
  2. Anadolu Yakası Ayrom Derneği – İstanbul
  3.  Avrupa ve Balkan Roman Dernekler Birliği Federasyonu – Edirne
  4. Çekmeköy Roman Derneği – İstanbul
  5. Dikili Romanlar Derneği – İzmir
  6. Diyarbakır Domlar ve Romanlar Kültür Dayanışma ve Gençlik Spor Kulübü Derneği – Diyarbakır
  7. Dom Toplulukları Derneği -Hatay
  8. Dudullu Roman Derneği – İstanbul
  9. Edirne Dernekler Federasyonu – Edirne
  10. Edirne Roman Gençliği Derneği  – Edirne
  11.  Edirne Süpürgeciler Mahallesi Yardımlaşma Derneği – Edirne
  12. Ege Bölgesi Roman Dernekleri Federasyonu
  13.  Ege Romanlar Gençlik Derneği – İzmir
  14.  Ege Romanları Selanik Derneği – İzmir
  15.  Gaziantep Müzisyen Geliştirme ve Spor Derneği – Gaziantep
  16. Göçmen ve Roman Çocuklarına Eğitim Derneği – İstanbul
  17. Gömeç Romanlar Kültür ve Dayanışma Derneği – Balıkesir
  18. Gördes Çağdaş Romanlar Derneği – Manisa
  19. Gördes Şen Romanlar Derneği – Manisa
  20. Gülenyüz Yaşamla Mücadele Derneği – İstanbul
  21.  Hatay Dom Federasyonu – Hatay
  22.  Hatay Dom Gençleri Koruma Derneği – Hatay
  23.  Hatay Dom Kadınları Derneği – Hatay
  24.  Hatay Dom Müzisyenleri Derneği – Hatay
  25.  Hatay Ellerin Sesi Derneği – Hatay
  26.  Hatay Engellilere Gülümse Derneği – Hatay
  27.  Hatay Roman Abdal ve Domlar Birliği Yardımlaşma ve Dayanışma Dermeği – Hatay
  28. İstanbul Anadolu Yakası Tüm Romanlar Derneği – İstanbul
  29. İstanbul Öz Roman Çiçekçiler Derneği – İstanbul
  30. İstanbul Roman Çiçekçiler Derneği – İstanbul
  31. İzzetpaşa Roman Spor Derneği – İstanbul
  32. İzzetpaşa Romanları Kalkındırma Derneği – İstanbul
  33.  Karadeniz Bölgesi Roman Kültürünü Araştırma Eğitim ve Kalkındırma Derneği – Samsun
  34. Kilis Abdallar Dayanışma ve Spor Derneği – Kilis
  35.  Kilis Davulcular Yardımlaşma ve Spor Derneği – Kilis
  36. Manisa Bölgesi Romanları Roman Kültürünü Koruma ve Yaşatma Derneği – Manisa
  37. Muratlı Genç Romanlar Derneği -Tekirdağ
  38. Roman Gençlik Derneği- Edirne
  39. Romanlar Gençlik Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği-İzmir
  40. Selimşahlar Romanlar Derneği – Manisa
  41. Sıfır Ayrımcılık Derneği – İstanbul
  42. Şanlıurfa Davulcular – Zurnacılar Derneği – Şanlıurfa
  43. Şişli Roman Kültürünü Destekleme Derneği – İstanbul
  44. Trakya Müzisyenler Derneği
  45. Trakya Roman Gençleri Eğitim Kültür Araştırma İstihdam ve Yardım Derneği – Edirne
  46. Trakya Romanları Eğitim Araştırma Kültür Geliştirme Derneği – Edirne
  47.  Yenişehir Roman Kadınları Kalkındırma Derneği – İzmir
  48.  Yenişehir Romanları Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği – İzmir
 Etkinlikler 48 ROMAN SİVİL TOPLUM KURULUŞU OLARAK NAİL NOĞAY’IN IRKÇI TEPKİSİNE KARŞI BASIN AÇIKLAMAMIZ için yorumlar kapalı
Nis 072020
 

Her yıl çeşitli etkinliklerle kutladığımız 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü bu yıl koronovirüs ekseninde ve acil eylem planı talebiyle gündeme getirmek istiyoruz.

8 Nisan 1971 tarihinde 14 ülkeden gelen Roman delegelerin katılımıyla ilk Dünya Roman Kongresi düzenlendi. Kongrede Romanlara yönelik olumsuz yargılara, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı güçlü bir sesle itiraz edildi. O gün örgütlü mücadele başladı. Kongrelere katılan delege sayısı, yıldan yıla arttı. 1990 yılındaki 4. kongreye yaklaşık 300 Roman delege katıldı ve o kongrede, 8 Nisan’ın Dünya Roman Günü olarak kutlanmasına karar verildi. Bu bir bakıma hüzünlü bir zaferdi. Çünkü tarih boyunca hiçbir savaşa ortak olmayan Roman toplumu, her savaşın bedelini bir şekilde ödemişti. Kimi zaman yerlerinden edilerek kimi zaman katledilerek!

Hitler Almanya’sında Romanlar, korkunç deneylerde kobay olarak kullanıldı, gaz odalarında öldürülerek yakıldı, üç kuşak Roman kanı taşıyanlar dahi yok edildi. Zulüm, bununla sınırlı kalmadı. İspanya’da Romanların kulakları kesildi, anadilleri yasaklandı, Çekoslovakya’da birçok Roman kadın, rızaları olmaksızın kısırlaştırıldı… Romanlar dünyanın dört bir tarafında buna benzer insanlık dışı uygulamalara maruz kaldı.

Böyle acı dolu geçmişe sahip olan Romanlar için örgütlü mücadeleye girişmek elbette bir zaferdi. O günden beri, her 8 Nisan’da bu hüzünlü zafer kutlanıyor.

ROMANLARBU TOPLUMUN AYRILMAZ PARÇASI

Türkiye’de Romanlar toplumun ayrılmaz parçası olsa da bu durum, hala bir gerçek olarak kabul görmüyor. Romanlar, en temel haklarını diğer vatandaşlarla eşit ölçüde kullanamıyor. Kullanmak istese de -başta ayrımcı davranışlar olmak üzere- ciddi engellerle karşılaşıyor.

Romanlar eğitim, istihdam, barınma, sağlık ve sosyal hizmetler alanındakien temel haklaraerişemediği gibi saydığımız tüm alanlarda şiddetli ayrımcılığa uğruyor.

Olağan dönemde bile haklarına erişemeyen Romanlar, koronovirüsün dünyayı sardığı böyle olağanüstü dönemlerde neler yaşıyor derseniz; öncelikle söylemeliyiz ki, Romanlar bir kez daha derin ayrımcılıkla karşı karşıya! Bir ilçede “Romanlar zaten virüslü!” denilerek mahalle ilaçlanmıyor. Bir başka ilçede kâğıt topladıkları arabalara el konuyor, üstüne üstlük bir de ceza yazılıyor! Bazı yerlerdesosyal yardım almaya gidenler, eli boş dönüyor. Bireylerden “Bizi virüs öldürmezse açlık öldürecek.” isyanı yükseliyor.

Salgın öncesinde, derin yoksulluğa rağmen bir şekilde hayatta kalma stratejisi geliştiren Romanlar için yeni bir dönem başladı. Toplum, son yıllarda temel haklara erişme kaygısı taşırken artık “Hayatta kalabilecek miyim?” kaygısı taşıyor.

2012’den beri Roman Sivil Toplumu,“her an afetteymiş gibi” davranılarak politika üretilmesini, acil eylem grubu oluşturulmasını talep ediyor. Yıl 2020, acil eylem grubu yok ama acil eylem durumu var. Bu apaçık ortada!

Roman vatandaşlar için acilen harekete geçilmesini talep ediyor, bir kez daha “Ayrımcılığa artık son verin!” diyoruz.

ACİL TALEPLER NELER?

  • Sosyal yardımlar kapsamında KOVİD-19 mücadelesi süresince bu yoksul kırılgan kesimlere düzenli nakit yardımında bulunulması,
  • Yoksul kesimlerin gıda temininde sorun yaşamaması için erzak desteği/sıcak yemek desteği sağlanması,
  • İçinde deterjan, sabun, kolonya, kağıt mendil gibi malzemelerin bulunduğu hijyen kitlerinin dağıtılması,
  • Su, elektrik, iletişim, doğal gaz faturalarının ödemesinin mücadele bitene kadar ertelenmesi ve ödemelerinin zamana yayılması,
  • Su, elektrik, iletişim, doğal gazı kesik olanlara ivedilikle su, elektrik, doğal gaz ve iletişim hizmetlerinin yeniden verilmesi,
  • Yoksul ve kırılgan kesimlerin ulaşabileceği mobil ve gezici sağlık hizmeti verilmesi,
  • KOVİD-19 şüphesi gösteren evsizlerin izolasyonda olabilecekleri, düzenli ve besleyici gıdalarla beslenebilecekleri, sağlık personeli desteği olan mekanların tahsis edilmesi,
  • İlaç katkı paylarının KOVİD-19 ile mücadele süresince kaldırılması,
  • Nüfus yoğunluğu oldukça yüksek olan bu mahallelerde düzenli aralıklarda dezenfeksiyon yapılması,
  • Mahallelerde sosyal yaşamın, dayanışmanın bir parçası olan kapı önü toplanmalarının yapılmaması konusunda bilgilendirme yapılması,
  • KOVİD-19’dan korunma, salgının önlenmesi konusundaki kamu spotlarının düzenli olarak STK’lar ve toplum önderleri aracılığıyla yoksul kırılgan kesimlerin çevrelerinde yayılmasının temin edilmesi,
  • KOVİD-19 sonrasında eğitimden kopan Roman çocukları için telafi eğitimi planlanıp uygulanması,
  • İşini kaybetmiş ailelerin tekrar iş kurana kadar Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında değerlendirilmesi,
  • İvedi bir şekilde okur-yazar olmayan Romanlar için okur yazarlık kursuna başlatılması.

Yukarıda sıralananlar gibi yoksul kırılgan kesimlerin ihtiyaç ve özelliklerini dikkate alan önlemlerin, bu kesimlerin mağduriyetlerini azaltmasının yanı sıra, halk sağlığını koruyacağı ve KOVİD-19 yayılma hızını düşüreceği açıktır. İlgili kamu kurumları ve yerel yönetimlerin koordinasyon içinde gerekli tedbirleri çeşitlendirip alacağını umuyoruz.

İMZA VEREN DERNEKLERİN LİSTESİ:

  1. Anadolu Abdalları Ortak Platformu – İstanbul
  2. Anadolu Yakası Ayrom Derneği – İstanbul
  3.  Avrupa ve Balkan Roman Dernekler Birliği Federasyonu – Edirne
  4. Çekmeköy Roman Derneği – İstanbul
  5. Dikili Romanlar Derneği – İzmir
  6. Diyarbakır Domlar ve Romanlar Kültür Dayanışma ve Gençlik Spor Kulübü Derneği – Diyarbakır
  7. Dom Toplulukları Derneği -Hatay
  8. Dudullu Roman Derneği – İstanbul
  9. Edirne Dernekler Federasyonu – Edirne
  10. Edirne Roman Gençliği Derneği  – Edirne
  11.  Edirne Süpürgeciler Mahallesi Yardımlaşma Derneği – Edirne
  12. Ege Bölgesi Roman Dernekleri Federasyonu
  13.  Ege Romanlar Gençlik Derneği – İzmir
  14.  Ege Romanları Selanik Derneği – İzmir
  15.  Gaziantep Müzisyen Geliştirme ve Spor Derneği – Gaziantep
  16. Göçmen ve Roman Çocuklarına Eğitim Derneği – İstanbul
  17. Gömeç Romanlar Kültür ve Dayanışma Derneği – Balıkesir
  18. Gördes Çağdaş Romanlar Derneği – Manisa
  19. Gördes Şen Romanlar Derneği – Manisa
  20. Gülenyüz Yaşamla Mücadele Derneği – İstanbul
  21.  Hatay Dom Federasyonu – Hatay
  22.  Hatay Dom Gençleri Koruma Derneği – Hatay
  23.  Hatay Dom Kadınları Derneği – Hatay
  24.  Hatay Dom Müzisyenleri Derneği – Hatay
  25.  Hatay Ellerin Sesi Derneği – Hatay
  26.  Hatay Engellilere Gülümse Derneği – Hatay
  27.  Hatay Roman Abdal ve Domlar Birliği Yardımlaşma ve Dayanışma Dermeği – Hatay
  28. İstanbul Anadolu Yakası Tüm Romanlar Derneği – İstanbul
  29. İstanbul Öz Roman Çiçekçiler Derneği – İstanbul
  30. İstanbul Roman Çiçekçiler Derneği – İstanbul
  31. İzzetpaşa Roman Spor Derneği – İstanbul
  32. İzzetpaşa Romanları Kalkındırma Derneği – İstanbul
  33.  Karadeniz Bölgesi Roman Kültürünü Araştırma Eğitim ve Kalkındırma Derneği – Samsun
  34. Kilis Abdallar Dayanışma ve Spor Derneği – Kilis
  35.  Kilis Davulcular Yardımlaşma ve Spor Derneği – Kilis
  36. Manisa Bölgesi Romanları Roman Kültürünü Koruma ve Yaşatma Derneği – Manisa
  37. Muratlı Genç Romanlar Derneği -Tekirdağ
  38. Roman Gençlik Derneği- Edirne
  39. Romanlar Gençlik Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği-İzmir
  40. Selimşahlar Romanlar Derneği – Manisa
  41. Sıfır Ayrımcılık Derneği – İstanbul
  42. Şanlıurfa Davulcular – Zurnacılar Derneği – Şanlıurfa
  43. Şişli Roman Kültürünü Destekleme Derneği – İstanbul
  44. Trakya Müzisyenler Derneği
  45. Trakya Roman Gençleri Eğitim Kültür Araştırma İstihdam ve Yardım Derneği – Edirne
  46. Trakya Romanları Eğitim Araştırma Kültür Geliştirme Derneği – Edirne
  47.  Yenişehir Roman Kadınları Kalkındırma Derneği – İzmir
  48.  Yenişehir Romanları Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği – İzmir
 Etkinlikler ORTAK ÇAĞRI: ROMANLAR VİRÜSTEN ÇOK AÇLIKLA MÜCADELE EDİYOR! için yorumlar kapalı
Mar 202020
 

COVID-19 Pandemisi ve Yoksul Kırılgan Gruplar Üzerine Ön Bilgi Notu ve Önlemler Önerisi

Aralık 2019’da Çin’de başlayıp, tüm dünyayı saran ve pandemi olarak nitelendirilen Kovid-19 salgını için halk sağlığını korumak adına bilim insanları çeşitli tavsiyelerde bulunmakta, ülkeler salgının etkilerini hafifletmek için çeşitli önlemler almaktadır. Tüm bu tavsiye ve önlemlerin yoksul ve kırılgan kesimlere yansımasını göz önünde bulundurmak hem bu kesimlerin de etkin şekilde korunmasını sağlayacak, hem de salgının yayılım hızını düşürerek toplumun genelinin sağlığına katkıda bulunacaktır.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından, Kovid-19’dan korunmak için sıralanan en önemli önlemlerden biri ellerin sıklıkla su ve sabunla yıkanması veya alkol bazlı sıvılarla ovulmasıdır. Bir diğer önlem sosyal mesafe uygulanmasıdır. Uzmanlar bağışıklığın güçlendirilmesinin de salgın sırasında önemli olduğunu söylemekteler. Eğer bir evde hasta varsa, belirtileri hafif ve orta şiddetli ise ayrı bir odada kalmasını evde bulunan diğer kişilere bulaştırmaması açısından önermektedir. Ülkeler Koivd-19’un seyrini zamana yaymak, vaka eğrisini düzleştirmek için çeşitli önlemler almaktadır. Bu önlemlerin arasında okul ve üniversitelerde yerinde eğitime ara verilmesi ve online eğitime geçilmesi, kalabalık toplanmaların gerçekleştiği yerlerin kapanması, umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin kapanması gibi önlemler yer almaktadır. Bazı ülkelerde, sosyal uzaklaşmanın sağlanmasına yönelik alınan tedbirler arasında toplu taşıma hizmetine ara verilmesi, sokağa çıkma yasakları bulunmaktadır. Hastalığın yayılımı artıkça alınan tedbirlerin sıkılığı da artmaktadır. Bu tedbirler kamu sağlığı açısından son derece önemlidir ve harfiyen uygulanmalıdır. Ancak, bu önlemler, zaten bu tip bulaşıcı hastalıklara daha açık olan yoksul kırılgan grupların mağduriyetlerini artırmaktadır.
Aralarında Romanların ve geçim kaynakları kısıtlı diğer grupların, düzensiz ve düzenli göçmenlerin, nakdi destek alamayan mültecilerin de bulunduğu yoksul kırılgan gruplar genelde alt yapı ve üst yapının görece yetersiz olduğu mahallerde bir arada yaşamaktadır. Pek çoğu hurda toplayıcılığı, sokak satıcılığı, gündelik temizlik, inşaat işçiliği gibi işlerde güvencesiz işlerde çalışmakta, günlük kazançları ile hane halkı masraflarını karşılamaya çalışmaktadır. Bir kısmı umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinde yine güvencesiz bir şekilde kimi zaman aylıklı, kimi zaman gündelikli garsonluk, bulaşıkçılık, komilik, müzisyenlik gibi meslekler icra ederek kazanç sağlamaktadır. Azınlıktaki bir kesim ise dilencilikle belirli bir miktar nakde erişebilmektedir. Olağan zamanlarda elde ettikleri kazançlar ile bile, pek çoğu hane halkının temel gereksinimlerini karşılayamamaktadır. Örneğin pek çok aile elektrik, su gibi faturalarını düzenli ödeyememektedir. Dolayısıyla elektrik, su ve telefonları kesilmektedir. Bunun ötesinde, besin değeri yüksek gıdalardan ziyade, yeterli gelir elde edemedikleri için ancak ucuz, kalori değeri yüksek, besin değeri düşük gıdalarla beslenebilmektedir. Her ne kadar bir kısmı sosyal yardım alsa da, bu yardımlarla çok sınırlı ihtiyaçlarını karşılayabilmekte, kendi toplumları içinde gösterdikleri dayanışmayla ayakta kalabilmektedir. Öte taraftan yaşadıkları konutlar

fiziksel açıdan yetersizdir. Pek çok kalabalık aile tek veya iki odalı hanelerde yaşamaktadır. Bir kısmının evinin içinde tuvalet ve banyo bulunmamakta, bir kısmı ise tuvalet ve banyoları komşu ailelerle paylaşmaktadır. Evsizlerin ise, çoğu zaman kapalı bir yerde barınma olanağı yoktur. Bunun yanı sıra, yoksul mahallerde yaşayan kişilerin toplumun geneliyle karşılaştırdığında daha erken yaşlarda şeker, tansiyon gibi kronik hastalıklara yakalandığı tahmin edilmektedir.
Tüm bunlar göz önüne alındığında kırılgan yoksul kesimin kendilerini Kovid-19 salgınından koruma kapasitesi son derece düşüktür. Kovid-19 kapsamında alınan önlemler ise bu kapasiteyi daha da düşürmektedir. Öncelikle, halk sağlığını korumak adına evden çıkmamaları gerektiğinden ve iş yerlerinin kapanmasından ötürü güvencesiz de olsa iş olanakları kaybettiklerinden gelir elde edememekte, ya da gelirleri önemli ölçüde düşmektedir. Bu çerçevede, günlük yaşamlarını sürdürecek gelirleri olmadığından bırakın besin değerleri yüksek gıdalarla beslenmeyi, besin değeri düşük gıdalara bile erişimleri azalmakta, hijyen sağlamanın temel unsuru olan sabun ve kolonya temin etmekte dahi zorlanmaktadır. Kiralarını, elektrik, su ve iletişim faturalarını ödemeleri ve ısınma masraflarını karşılayabilmeleri mümkün olamamaktadır. Su ve elektrikleri kesilmiş evlerde yemek pişirme, el yıkama ve banyo yapma gibi günlük yaşamda temel olmasının yanı sıra KOVİD-19 mücadelesinde merkezi olan faaliyetleri yerine getirememektedirler. Aynı zamanda, çocukların elektrik ve iletişim hizmetleri olmaksızın uzaktan eğitime erişmeleri mümkün değildir. Evlerin fiziksel koşullarından ötürü hasta aile bireylerine izolasyon uygulayamayacakları da açıktır. Sağlık açısından mevcut kırılganlıkları da dikkate alındığında, KOVİD-19 ile mücadele süresince hayatlarını devam ettirebilmeleri ve sağlıklarını koruyabilmeleri için yoksul kırılgan kesimlere yer (mahalle) ve birey/hane halkı temelinde destekler sunulmalıdır.

Alınabilecek önlemlerden bazıları:

 Sosyal yardımlar kapsamında KOVİD-19 mücadelesi süresince bu yoksul kırılgan kesimlere düzenli nakit yardımında bulunulması,

 Yoksul kesimlerin gıda temininde sorun yaşamaması için erzak desteği/sıcak yemek desteği sağlanması,

 İçinde sabun, kolonya, kağıt mendil gibi malzemelerin bulunduğu hijyen kitlerinin dağıtılması,

 Su, elektrik, iletişim, doğal gaz faturalarının ödemesinin mücadele bitene kadar ertelenmesi ve ödemelerinin zamana yayılması,

 Su, elektrik, iletişim, doğal gazı kesik olanlara ivedilikle su, elektrik, doğal gaz ve iletişim hizmetlerinin yeniden verilmesi,

 Yoksul ve kırılgan kesimlerin ulaşabileceği mobil ve gezici sağlık hizmeti verilmesi,

 KOVİD-19 şüphesi gösteren evsizlerin izolasyonda olabilecekleri, düzenli ve besleyici gıdalarla beslenebilecekleri, sağlık personeli desteği olan mekanların tahsis edilmesi,

 İlaç katkı paylarının KOVİD-19 ile mücadele süresince kaldırılması,

 Nüfus yoğunluğu oldukça yüksek olan bu mahallelerde düzenli aralıklarda dezenfeksiyon yapılması,

 Mahallelerde sosyal yaşamın, dayanışmanın bir parçası olan kapı önü toplanmalarının yapılmaması konusunda bilgilendirme yapılması,

 KOVİD-19’dan korunma, salgının önlenmesi konusundaki kamu spotlarının düzenli olarak STK’lar ve toplum önderleri aracılığıyla yoksul kırılgan kesimlerin çevrelerinde yayılmasının temin edilmesi,

 KOVİD-19’dan korunma ile ilgili olarak Arapça, Türkmence, Özbekçe, Peştuca dahil, düzenli ve düzensiz göç alınan ülkelerin dillerinde sosyal medya ve geleneksel medya aracılığıyla bilgilendirme yapılması.

Yukarıda sıralananlar gibi yoksul kırılgan kesimlerin ihtiyaç ve özelliklerini dikkate alan önlemlerin, bu kesimlerin mağduriyetlerini azaltmasının yanı sıra, halk sağlığını koruyacağı ve COVİD-19 yayılma hızını düşüreceği açıktır. İlgili kamu kurumları ve yerel yönetimleri koordinasyon içinde gerekli tedbirleri çeşitlendirip alacağını umuyoruz.

Sıfır Ayrımcılık Derneği
20 Mart 2020

Not: Bu bilgi notunda yapılan tespit ve öneriler bir ön değerlendirme olarak ele alınmalı, her bir kırılgan grup için, grupların kendi özelliklerini dikkate alan değerlendirmeler yapılmalıdır.

 Etkinlikler KAMUOYUNA DUYURULUR! için yorumlar kapalı
Ara 272019
 
 Etkinlikler Batı Balkanlar ve Türkiye’de Roman Sivil Toplumunun Güçlendirilmesi Üzerine Ortak Girişim projesi kapsamında Türkiye’den “2019 En Roman Dostu Belediye Başkanı” seçilen Konak Belediye Başkanı Abdül Batur ve Sıfır Ayrımcılık Derneği Özel Ödülü olan “Ayrımcılıkla Mücadelede En Kararlı Belediye Başkanı” ödülünü ise Hacıbektaş Belediyesi Başkanı Arif Yoldaş Altıok İzmir ‘de düzenlenen törende ödüllerini aldılar! için yorumlar kapalı