Mar 152010
 

romanlar_acilim_501Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı Arus’un “Roman buluşması”ndaki konuşmasından: “Mahallelerimizde, oraya buraya sürülmeden, insanca koşullarda yaşamak istiyoruz. Sosyal iyileştirme istiyoruz. Sağlık güvencesi, iş, okul istediğimiz için buradayız. Dünyadaki diğer kardeşlerimiz için iyi şeyler istiyoruz.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın da katıldığı İstanbul’daki “Roman buluşması”nda bir konuşma yapan Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı Elmas Arus “Hiçbir yerde Romanlar ağlamasın, yersiz yurtsuz kalmasın diye buradayız. Nergis, Çingene ismidir diye torunun adını değiştirmek isteyenlere; ‘Nergis çiçektir. Romanlar, Çingeneler de bahardır’ demek için buradayız” dedi.

Arus’un dün (14 Mart) Abdi İpekçi spor salonundaki buluşmada yaptığı konuşmanın tam metnini yayınlıyoruz.

Hepinize merhaba…

Bugün hepimiz Türkiye’nin dört bir yanından ve Avrupa’dan burada bir araya geldik.

Geldik, çünkü bir meramımız var…

Ama öncelikle bizlerin burada buluşmasını sağlayan Sayın Başbakana ve Devlet Bakanı Sayın Faruk Çelik’e, Sayın Bursa milletvekili Ali Koyuncu’ya, sayın İstanbul milletvekili Nursuna Memecan’a teşekkür etmek istiyorum…

Başta bu salonu dolduran sevgili kardeşlerim olmak üzere, tüm vatandaşlarımızla Sayın Başbakanla, muhalefet partileriyle, bütün politikacılarla, tüm karar vericilerle ve dünyayla paylaşacağımız bir meramımız var…

Kardeşlerim,

Doğduğumuzda, daha henüz hiç kimse bizi Çingene-Roman diye aşağılamaya başlamadan önce, gül kokulu bebeklerden biriydik.

Anamızın sırtındayken başkalarının gözünde sadece “acınacak” varlıklardık.

Ve derme-çatma evlerimizden sokağa adımımızı attığımızda…

Bizimle çelik-çomak, evcilik oynamaktan kaçanları gördükçe…

Dönüp dönüp annemize sorduk:

Neden?

ABC’yi öğrenmek için üniformamızı giyip okula başladığımızda…

annemiz sandı ki, aynı üniformayla, fark edilmeyiz, kayboluruz okullu çocukların aralarında.

Kaybolamadık ne yazık ki…

Ayağımızdaki ayakkabı, bir de şivemiz ele verdi bizi.

Önce sıra arkadaşımızı yanımızdan ayırdılar.

Sonra bizi sınıftan…

Öğretmenimiz bizi en arka sıraya oturttu.

Bizler daha o yaşlarda sırtımızdaki üniforma gibi istediğimiz zaman çıkaramayacağımız bir başka üniformayı keşfettik.

Anladık ki bu üniforma bir hayat boyu çıkmaz.

Bir Romanın dediği gibi:

“Her şeyden önce insanız. İnsan olduğumuzu kabul ettirmek için, Romanlığımızı inkara kalkışmışız.”

Biz Romanız.

Biz bugün buradayız çünkü:

Bu üniforma ile açtığımız gözlerimizi, bu dışlanma, bu önyargılarla kapatmak istemiyoruz.

İşte bu yüzden diyoruz ki:

Henüz yüzde 80’imiz okuma-yazma bilmiyorsa, bu ayıp hepimizin ayıbı.

Bizler okumayı da, yazmayı da severiz.

Yeter ki…

Okullarda aşağılanmayalım.

Şehrin çöplüğünü hurdalarını toplayıp geri dönüşüme kazandırırken ellerimiz pis olsa da ruhumuz pis olmaz.

Yeter ki zabıtalar hurda çek çeklerimize el koymasın…

İnsanlıktan yoksunluk, yoksulluktan daha tehlikelidir, bilirsiniz.

Sarıgöl’de bir camide namaz kılan Şadi amcadan rahatsız olup “Çingeneye bak önümde namaz kılıyor” diyenlere sesimizi duyurmak için…

Her sabah bir viyadükteki çadırdan tertemiz önlüğü ile okul yoluna düşen Gamzeler için…

Hiçbir yerde Romanlar ağlamasın, yersiz yurtsuz kalmasın diye buradayız.

Yarı yıkık evlerde bakımsızlıktan ölen Gökhan bebeklerin, çadırlarda ölen Zeynep bebeklerin sesini duyurmak için buradayız.

Selendi’de çocuklar linç edilmekten korktukları için çeyiz sandıklarına kendilerini kilitlemesin diye…

Nergis, Çingene ismidir diye torunun adını değiştirmek isteyenlere; “Nergis çiçektir. Romanlar, Çingeneler de bahardır” demek için buradayız.

Sayın Basın mensupları…

Bizi görünce aklınıza hemen oynamamız gelir biliriz.

Buraya gelirken yöneticileriniz “göbek atanları kaçırmayın” demiştir belki de…

Hoş onların öyle demesine de gerek yok ya…

Bizler evsiz, aşsız da kalsak, sizler gelip bizlere “hadi bir oyna” dersiniz.

Haklısınız, bizler dans eder, çok iyi şarkı söyler, her türlü enstrümanı da gözümüz kapalı çalarız.

Keyifli insanlarız sizin anlayacağınız.

Hani derler ya;

“Romanın malını eşeğe yüklemişler dolmamış, keyfini deveye yüklemişler almamış.”

Evet, keyifli insanlarız.

Ama bilir misiniz ki bu keyif nasıl bir keyiftir?

Bizler Cehennem mahallelerinde açlıkla, yoklukla “idara, müdara, dubara” ile

Cennet’teymiş gibi kalkar,

hepinize günaydın der, lavanta kokular satarız.

Bilir misiniz ki, biz kağıt toplarken umutlarımızı da toplarız çöplerden?

Bilir misiniz ki, sizlere çiçek satarken sevginizi de isteriz….

Bilir misiniz, kimse bizim çocuklarımıza “büyüyünce ne olacaksın” diye sormaz.

Neden sormazlar bilir misiniz?

Kaderleri bellidir de ondan.

İşte biz bu kaderi değiştirmek için buradayız.

Bizim de çocuklarımız büyüyünce, sizin çocuklarınız gibi “doktor, mühendis, polis, öğretmen, tarihçi, profesör, hatta Başbakan olacağım” desin diye…

İşte bu yollar açılsın diye buradayız.

Bu yüzden sayın basın mensupları, yarın sadece “oynadılar” diye yazmayın.

Bizim meramımızı ve önümüzü açmanın yollarını da yazın.

Bizim de hayallerimiz olduğunu…

Ve canımız acıdığında bizim de ah dediğimizi yazın.

Evet … Cehennem mahallelerinde cennetteymiş gibi kalkıyoruz,

Çünkü biliyoruz ki…

Bir gün mutlaka gerçek cennet mahallemizde, bizim de çocuklarımız ayrı odalarda ders çalışacak…

Bizim de her akşam elimize bir gazete alıp, içini okuyup, memleket hakkında yorum yapacak zamanımız olacak, tıpkı sizler gibi…

Bugün sofraya ne koyacağımızı düşünmeden…

Çok şey mi istiyoruz?…

Başka ne mi istiyoruz?

Biz mahallelerimizde insanca koşullarda yaşamak istiyoruz. Oraya buraya sürülmeden, insanca onurumuzla yaşamak istiyoruz.

Sosyal iyileştirme istiyoruz…

Sağlık güvencesi, iş, okul istediğimiz için buradayız.

Başka ne mi istiyoruz?

Bir de dünyadaki diğer kardeşlerimiz için iyi şeyler istiyoruz.

Bir daha Çek Cumhuriyeti’nde Roman olduğu için kadınlar kısırlaştırılmasın diye…

Dünyanın hiçbir ülkesinde sağlıklı Roman çocuklar, zihinsel engelli çocuklarla aynı okula gönderilmesin diye…

Macaristan da Roman işçiler fabrikalarda sırtlarında “aşağılık ırk” yazan işçi tulumları ile çalışmasın diye,

Bulgaristan’da Roman olduğu için işe alınmayan Roman kalmasın diye…

Yunanistan’da yoksul Romanlar, Olimpiyatlar sırasında ülkenin imajı bozulmasın diye barakalarından atılmasın diye…

İtalya da sadece ve sadece Roman oldukları için çocuklardan parmak izi alınmasın diye…

Ve…

İkinci Dünya Savaşı’nda sadece Roman olduğu için katledilen 1.5 milyon Romanı hep birlikte analım diye…

Bir daha katliamlar, soykırımlar olmasın diye..

Ve hiç kimse ama hiç kimse; Romanya’da, Hindistan’da, Makedonya’da dünyanın dört bir yanında sadece Roman oldukları için zulüm görmesinler diye…

Türkiye’nin dört bir yanından geldik,

Ve diyoruz ki son olarak,

Bilirsiniz bizim küsmelerimiz tülbent kuruyuncaya kadardır.

Bizler bugün bir geleneği bozup tülbentin bile kurumasını beklemeden, bize bugüne kadar önyargı ile bakan herkesi affetmeye, birbirimizi tanımaya, öğrenmeye, beraber bu hayatta birlikte yürümeye ve insanlığımızdan şüphe duyanlara;

“Roman kardeşlerimiz de insan, insan, insandır” dediği için

Sayın Başbakanımıza çok teşekkür etmeye geldik.

Hepinizi sevgiyle kucaklıyor, saygılar sunuyorum. (TK)

Kaynak: Bianet

http://www.bianet.org/bianet/insan-haklari/120665-romanlar-insanca-onurlariyla-yasamak-istiyor