Tem 182011
 

490-250Romanlar Avrupa’da ve Türkiye’de en düşük eğitim ve en yüksek işsizlik seviyesine sahip, en fakir ve en marjinal topluluğu oluşturuyorlar.

Türkiye’nin her yerinde barınmaeğitim- sağlık-istihdam hak ve olanaklarından neredeyse hiç yararlanamayarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Haklı iken haksız duruma en kolay düşen oluyorlar. Diyelim ki evleri kapitalist nedenlerle yıkıldı, maddi, manevi nedenlerle yıkılan evlerinin yerine derme çatma çadır evler kurup, mal sahipliğinden işgalciliğe iniyorlar. Ya da para kazanabilmek için diyelim ki bir roman kadını çiçek alıp yol kenarında satıp para kazanmaya çalışıyor, hemen polis, zabıta birbiri ardına taciz-ceza uygulamasına başlıyor. Bunu neden yapıyor, çünkü yoldan geçen çiçek almanın ötesine geçip seks yapmak da istiyor. Ne suç, kim suçlu? Kabahat cezası en çok onlara kesiliyor. Kör bakış bu olsa gerek.

Sıfır Ayrımcılık Derneği ile Çatalca Romanlar Derneği, 4 Temmuz 2011 Pazartesi günü Çatalca Halk Eğitim Merkezi’nde Romanların Vatandaşlık Haklarına Erişiminde kolaylaştırıcı olmayı hedefleyen sivil bir toplantı düzenlediler.

Toplantıya, Kaleiçi Mahallesinin Roman sakinleri, Çatalca Kaymakamlığı ve kaymakamlık hizmet kurumları, sivil toplum temsilcileri ve yerel basın mensupları katıldı.

Çatalca’da bu toplantı yapılırken Ataşehir Küçükbakkalköy’de Ataşehir Kaymakamlığı’nın karşısında bulunan arazide yıkılan evlerinin yerine kurdukları dermeçatma barınakların yıkımları devam ediyordu. İstanbul Büyükşehir Belediyenin talimatı ile Ataşehir Belediyesinin dozerleri çalışıyordu. Ataşehir Kaymakamlığı en zor durumda kalanlara para yardımı yapıyordu. Hangi taraf daha çaresiz? Yıkan mı?Yıkılan mı? Yıktıran mı? Yardım yapan mı? Kim çaresiz?

Hem Küçükbakkalköy’de hem de Çatalca’da yaşayan romanların ortak ve başlangıç sorunu barınmadır. Birinde kapitalist nedenler diğerinde sel felaketi. En beteri de böylesi bir durumda toplum bireylerinin ve toplum hizmetkârlarının barınamayanı istemeyen ırkçı düşünce, yaklaşım ve tavır üretmeleri oluyor. Hatta o kadar ırkçılar ki; gözlerinin önünde süre giden Roman yaşamlarını görmüyorlar. Sık sık “Biz onları dışlamıyoruz, onları seviyoruz, onlar da insanlar, olur mu öyle biz kardeşiz deyip ama Romanlar tembeldir, keyif insanıdır diye devam eden cümleler kuruyorlar.

Çatalca’da yapılan toplantının hedefleri arasında vatandaşlık haklarının ne, nasıl, kim için olduğunun anlatılması, hak sahibi vatandaş ile kamu hizmet personeli arasında diyalogun ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi bulunuyordu. Toplantıya katılan ve hizmetlerini anlatanlar arasında; Çatalca Kaymakamlığı ve Ona bağlı hizmet müdürlükleri; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Milli Eğitim Müdürlüğü, Spor ve Gençlik Müdürlüğü, Toplum Sağlığı Merkezi, Çıraklık Eğitim Merkezi, Emniyetin gülen yüzü Toplum Destekli Güvenlik Birimi temsilcileri yer aldı.

Gün boyu süren toplantı da Romanlar temsilcilere sorunlarının çözümü için soru sordular. Sorular arasında öncelikli soru; daha ne kadar bu konteynarlarda barınmaya devam edeceğiz oldu. Yine bir genç Roman, eğitime devam ederek üniversiteye gitmek istiyorum. Bana nasıl yardımcı olacaksınız diye sorarken okuma-yazma kursunun açılıp açılmayacağını soran da oldu.

Vatandaşlık hakları kamusal haklarımız içinde yer alıyor. Yenileniyor, genişliyor. Hakları bilmek, araştırmak, nasıl kullanılacağını öğrenmek vatandaşa düşüyor. Henüz devlet vatandaşına şöyle bir çağrıda bulunamıyor; Ahmet Bey, kızınızın okuldan tasdiknamesini aldınız. Henüz okul çağı içinde olan çocuğunuzun yeni durumunda oluşan hakları şunlar şunlardır. Şu kurumlarımıza başvurarak haklarınızdan yararlanabilirsiniz. Ya da Sevim Hanım, emeklilik için yaş süreniz tamamlandı, ancak eksik gün sayınız için analık borçlanması hakkını kullanarak emeklilik işlemlerinizi başlatabilirsiniz, bunun için yapacaklarınız şunlardır diyemiyor. Korkuyor. Hangi devlet çalışanı ile konuşsanız sorununuzun çözümünde bilgisini paylaşmaktan korktuğunu görüyorsunuz. Söylediklerinin kendisini bağlamasından ya da yanlış yapıp konumuna zarar vermekten korkuyor. Bilgi sormadan bilgi vermek sisteme entegre değil henüz. Ama olacaktır, diyecektir bir gün. Bubir günün hızla gelebilmesi için toplum olarak talep etmeliyiz. O kadar çok soru sormalıyız ki sonunda anlaşılır vatandaşlık hakları el kitapları çıkarılmalı. Alo 170 ya da turkiye.gov.tr aracılığı ile üretilen vatandaşlık hizmetleri talep etmeden üretilir hale getirilmeli. Toplum olarak devletin alacağına hassas ve dikkatli vereceğine sırra kadem olduğunu düşünmekten kurtulmalıyız.

Diğer yandan, vatandaşlık haklarımızı kullanırken ya da kullanılmasına hizmet ederken ortaya çıkan yeni durumların izlenmesi, tartışılması, en çok da ben bu haktan yararlanabiliyorum da komşum niye yararlanamıyor diyen yaklaşımların çoğaltılması ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor.

Çatalca’da çalışmaya katılan 58 kişiden 26’sı okuma-yazma bilmiyor. Çoğunluğunun kadın olduğu bu grubun yaş aralığı 12 ila 74 arasında değişiyor. İki nesil arasında geçen süre 62 yıldır. Yine okul çağında olan fakat okulla ilişkisi kesilen 7-18 yaş arası 16 kişi, okul öncesi eğitim hakkından yararlanmayan 16 kişi bulunuyor. Ya da kadınların tamamı hemen hemen her gün kayıt dışı olarak ev temizliğine ve merdiven silmeye gidiyorlar. Erkeklerin çoğunluğu sigortasız ve geçici işlerde çalışıyor. T.C. Kimlik Numarasını nüfus kâğıtlarına yazdıramadıkları için eğitim ve yardım haklarından yararlanamıyorlar. Nedeni nüfus kağıdı değiştirme için hazırlayacakları fotoğraf, belge ya da işlem ücretini ödeyecek maddi imkana sahip olmamaları olabiliyor.

Çatalca Kaleiçi Mahallesi sakinlerinden 62 roman aile, 1999 yılında yaşadıkları sel felaketinden sonra bu 21 metrekarelik konteynerlara yerleştirilmişler. Ailelerin üye sayısı 3-6 arasında değişiyor. Okula giden küçüklerde var, gençlerde, yaşlılarda. Hayat en çok onlar için zorluklar üretiyor.

Bugün Romanların en temel sorunu olarak karşımıza çıkan barınma ihtiyacı karşılanmadan eğitim, sağlık ve istihdam haklarından yararlanmalarının kırılganlığı çok nettir. Geride bırakılana hakları iade edilirken ön koşulsuz olmak toplumsal olarak bizi ama ile başlayan cümlelerden uzak tutacak, insani gelişime katkıda bulunacaktır.

Nilgün Öztunalı

Kaynak: Taraf Gazetesi

http://www.taraf.com.tr/haber-romanlar-vatandaslik-haklarindan-nasil-74444/