Eki 292013
 

MENEKSEphoto-310_213Hükümetin uzun süredir beklenen demokratikleşme paketi, Roman topluluğunun yaşam şartlarının iyileştirilmesi taahhütlerini içeriyor; ancak eylemciler köklü sorunların çözümü için yasalara ve eylem planlarına gerek olduğunu ileri sürdüler.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Roman nüfusun yoğunlukta olduğu bir şehirde dil ve kültürlerinin incelenmesi, karşılaştıkları sorunların araştırılması ve çözümler getirilmesi için bir üniversite enstitüsü kurulacağını duyurdu. İlgili bakanlıkların girişimleri hızlandırılacak.

Erdoğan, “Özellikle barınma noktasında çok önemli bir adım attık. TOKİ (Toplu Konut İdaresi) eliyle Roman konutları yaptık. Bu inşaatlar devam ediyor.” şeklinde konuştu.

Birçok ülkede olduğu gibi Roman topluluğu, yıllar süren kentsel dönüşüm projelerinden en çok etkilenenlerin başında geliyor. Romanlar geleneksel mahallelerinden çıkarılarak modern konut alanlarına yerleştirildi. İstanbul’un Sulukule semtindeki Romanlar yüzyıllarca yaşadıkları muhitten taşınmaya zorlandılar ve çok azının maddi imkanlarının yeteceği lüks konutlarda yaşamaya yönlendirildiler.

Avrupa Konseyi’nin tahminlerine göre Türkiye’deki Roman topluluğunun sayısı 500.000 ila 5 milyon arasında değişiyor ve Romanlar büyük ölçüde Trakya, Ege ve Marmara bölgelerinde yaşıyorlar.

Mart 2010’da Roman açılımı olarak adlandırılan girişim sırasında Erdoğan özellikle konut, eğitim, sağlık hizmetleri ve çalışma alanındaki durumlarını iyileştirme sözü verdi. Yasalarda Romanlara karşı ayrımcı dil kullanımı kaldırıldı.

Ancak ayrımcılık devam ediyor. Roman nüfusun yoğun yaşadığı bir il olan Bursa’da Vali tarafından geçtiğimiz günlerde Meclis’e gönderilen mektup medyanın da eline geçti.

Mektupta “Roman vatandaşların yasal gelir kazanabilecekleri sanatları ve meslekleri genellikle yoktur ve bunun sonucunda yaşamlarını uyuşturucu satışıyla veya hırsızlık, yankesicilik, gasp gibi suçlar işleyerek sağlamaktadırlar.” deniliyor.

Budapeşte merkezli Avrupa Roman Hakları Merkezi, Türkiye hakkında bir rapor yayınlayarak “Çalışma hayatına erişim, eğitim sistemi ve sağlık sisteminin yanı sıra konut piyasasında da ayrımcılık hâlâ devam etmektedir.” değerlendirmesini yaptı.

Raporda ayrıca Roman öğrencilerin okullarda ayrımcılıkla karşılaştığı ve bunun sonucunda okula kayıt seviyelerinin düşük, okumamışlığın ve ilkokuldan terk oranlarının yüksek olduğu ve bütün bunların kendilerini çiçek satışı, sokak müzisyenliği veya hurdacılık gibi gayriresmi iş sektörlerinde çalışmaya sevk ettiği de kaydediliyor.

2012 yılında Türkiye İstihdam Kurumu İŞKUR yaklaşık 1.300 Roman’a geçici iş ve mesleki eğitim sağladı; fakat bu girişimin kendilerinin istihdam edilebilme vasıflarını güçlendirmeye yönelik uzun vadeli bir strateji olmadığını öne süren eleştiriler aldı.

Roman eylemci Sezgin Büyüktuna, Romanların parça parça iyileşmeden çok, kapsamlı strateji gerektiren ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunun altını çizdi.

Büyüktuna, SES Türkiye‘ye konuşarak “Kentsel dönüşüm projeleri Romanlar için felaketle sonuçlandı.” görüşünü ileri sürdü. “Kendilerine tahsis edilen, ancak işlerini yapamadıkları uzak semtlere entegre olamadılar. Hatta mahallelerinde geleneksel düğünlerini yaparlarken ciddi ayrımcılıkla karşılaşıyorlar ve birçoğu konut ararken reddediliyor.”

Büyüktuna, istihdamın hâlâ kilit bir sorun olduğunu ve belediyelerin çözüm geliştirme sürecinde daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

“Örneğin İstanbul’da Roman topluluğun ağırlıklı olarak bulunduğu Ataşehir Belediyesi’nde yaklaşık 30 Roman atık toplama veya temizlik işlerinde çalıştırılıyor ki bu, söz konusu kişilerin uzun vadeli işlerle topluma entegre edilmesi konusunda diğer belediyeler tarafından örnek alınabilir.” şeklinde konuştu.

İstanbul merkezli Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin tanınmış Roman Direktörü Elmas Arus, değişikliklerin ve yeni yasaların gerçekleştirilebilir eylem planlarıyla ve uygun bütçeyle desteklenmedikçe kağıtta kalacağını belirtti. Arus, belediyelerin bu topluluğa özel olarak geliştireceği çözümlerle, işsizliğin de ele alınabileceğini sözlerine ekledi.

“Türkiye’deki Roman topluluğun yoksulluk kısır döngüsünü kırarak muhtelif sorunlarını çözmek için entegre bir stratejiye acil ihtiyacı var.” sözleriyle SES Türkiye‘ye konuşan Arus, “Örneğin Romanların çok sayıda yaşadığı Edirne’de Belediye kendilerine hurdacılıkla daha fazla para kazanabilecekleri ileri düzey aletler ve makineler sağlayarak, Romanların yaşam kalitesini artırıyor.” diye devam etti.

Avrupa Konseyi Roman Aracılık Programı’nın (ROMED) üyesi Ana Oprisan, “Dünyanın farklı yerlerinde korunmasız kesimlere yönelik konut projeleri uygulanırken hep yapılan bir yanlışlık Türkiye’de de yapıldı.” görüşünde. “Korunmaya en çok ihtiyaç duyan ve tehlikelere en çok maruz kalan Roman ailelerin, kökenlerinin dayandığı topluluk dışında hayatta kalma mekanizmalarının yetersizliği -kaynak ve beceri eksikliği, hizmetlerden yararlanabilecekleri yasal düzenlemeli istihdam eksikliği- entegre yaklaşımlarla ele alınmalı.”

Menekşe Tokyay

Kaynak: Ses Türkiye

http://turkey.setimes.com/tr/articles/ses/articles/reportage/2013/10/29/reportage-01