Nis 012014
 

MENEKSEphoto1-310_213Romanlara yönelik kötü klişeleri içerdiği iddia edilen bir kitap ilkokullardan kaldırıldı.

”Yonca Kız” kitabının kısa süre önce ilkokulların okuma listesinden kaldırılması eğitim sistemindeki kötü klişeciliğin bir hatırlatması niteliğindeyken, aynı zamanda Roman topluluğunun haklarına saygı duyma konusunda atılan bir adımı da temsil ediyordu.

Türk yazar Kemal Bilbaşar tarafından yazılan kitap 2008 yılından bu yana bakanlık tarafından önerilen ”100 Temel Kitap” arasında yer alıyordu. “Yonca Kiz” bir Roman tarafından kaçırılan ve işkence edilen bir kızın yaşadığı sorunları anlatıyor.

Kitapta yer alan bir cümlede şöyle deniliyor: ”O gözü kör olasıcalar önlerine gelen her şeyi çalarlar. Küçükken ufak kız kardeşini Çingenelerin nasıl kaçırdıklarını anlatacaktı, ama Yonca Kız’ı fazla korkutmadan çekindi, sustu.”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın ”Yonca Kız” adlı kitabın bu bahar döneminde kaldırılmasına yönelik kararı sivil toplum örgütleri ve insan hakları savunucularının bir yıllık lobi çalışmalarının ardından geldi. Bakanlık aynı zamanda geriye kalan 99 kitabın Romanlara karşı nefret söylemleri veya olumsuz herhangi bir söylem içerip içermediklerini ortaya çıkarmak üzere incelenecekleri sözünü de verdi.

Roman hakları savunucuları atılan bu adımı sıcak karşılarken, Roman çocuklarına karşı tutumları yönlendirmek üzere hükümet ve eğitim sektörünün ortak bir çaba sergilemeleri gerektiğini de belirttiler.

Roman kökenli hak savunucusu ve film direktörü olan Elmas Arus tarafından yürütülen Sıfır Ayrımcılık Derneği, kitabın Romanlara karşı ayrımcılık ve onur kırıcı söylemler içerdiğini ve Romanları bir hedef haline getirdiğini iddia ederek bakanlığa bir dilekçe iletti, Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Eğitim sektöründe Romanların karşılaştığı tek ayrımcılık unsuru “Yonca Kız” değil.

Bir çok şehirde Roman aileleri doktorlar veya öğretmenler tarafından hastahanelere gönderilip bir ”engelli belgesi” almaları ve çocuklarını engelliler okullarına göndermeleri konusunda ikna ediliyorlar ve böylelikle diğer öğrencilerden ayrı tutuluyorlar.

Sıfır Ayrımcılık Derneği bu tür belgeleri sağlayan okul ve hastahanelere karşı suç duyurusunda bulunmayı planlıyor.

Manisa merkezli Roman Merkezi Federasyonu Başkanı Erdoğan Şener, aileler arasında farkındalık yaratılması gerektiğini söylüyor.

SES Türkiye muhabirine konuşan Şener ”Çocukları için eğitimin önemini anlamıyorlar ve okullarda çocuklarının karşılaştığı bir takım problemler onları yıldırıyor, çocuklarını okullardan alıyorlar veya devamsızlıklarını görmezden geliyorlar” dedi.

Şener aynı zamanda Manisa’daki bir çok ailenin ”engelli belgelerini” ek gelir elde edebilmek amacıyla kabul ettiklerini söyledi. Devlet engelli çocukların ailelerine engelin derecesine bağlı olarak ayda 800 ile 1300 TL arasında bir mali destek sağlıyor.

Şener sözlerine şöyle devam etti: “Bu aynı zamanda Roman ailelerinin düşük gelirleriyle ilgili. Çocuklar okula paçavra ve yıpranmış giysilerle gidiyor. Açlar, bu da konsantrasyonlarını azaltıyor. Daha sonra öğretmenler onları sınıfın en arka sıralarına yerleştiriyor, bu da onların dışlanılmış olma duygularını besliyor.”

Avrupa Konseyi’nin Roman Arabulucular Programı üyesi Ana Oprisan, ayrılmış bir okul sisteminin ayrımcı düşünceyi teşvik etmesi ve Romanları toplumdan kopartması sebebiyle arzu edilen bir seçenek olmadığını dile getirdi.

Oprisan SES Türkiye muhabirine “Herşey eğitimle başlar. Bizler toplumu, o toplumun eğitim sahasından ne alırsak onunla besleyeceğiz. Eğer insanlar bize sürekli olarak klişeleri öğretir, ayrım gözeten söylemler folklorik öğeler bahanesiyle standartlaşırsa, bu kısır döngü sürekli olarak tekrarlanacaktır” dedi.

Oprisan yerine bir benzerinin geçme riski olmasından dolayı bir kitabın okuma listesinden kaldırılmasının yeterli olmadığını belirtti.

Oprisan “Kuralcı bir sistem kurmalıyız ve eğitim sektöründeki profesyonellere hizmet içi eğitim vermeliyiz çünkü ayrımcılık gözeten nefret söylemleri sadece kitapların kapaklarında değil aynı zamanda onları farkında olmadan benimseyen öğretmenlerin dudaklarında da bulabiliriz” dedi.

Arus bu konuda hemfikir.

Arus SES Türkiye muhabirine ”Okullar Roman öğrencilerin dış dünyayla kurdukları temasın ilk evrelerini oluşturuyor. Okulların ayrımcılığı teşvik edilen mekanlar yerine uyum prensiplerinin tasarlandığı, ailelere, öğretmenlere ve okul yöneticilerine farkındalık yaratak aktivitelerin sunulduğu yerler olmalıdır” dedi.

Arus, Türkiye’de yaşayan Romanların karşılaştığı sorunlar konusunda farkındalık yaratma ve bu topluma yapılan ayrımcılıkların siyasi gündemin ön sıralarına taşınmasına yönelik katkılarından dolayı Aralık ayında Avrupa Konseyi Raoul Wallenberg Ödülü’ne layık görüldü.

Arus, Roman öğrencilerin ekonomik açıdan dezavantajlı bir konumda olduklarını ve okuldaki başarılarının iyileştirilmesi ve sınıf arkadaşlarıyla aralarındaki açığı kapatabilmeleri açısından cesaretlendirilmeye ihtiyaçları olduğunu belirtti.

Arus “Romanların okuldaki kursları tamamladıktan sonra gelebilecekleri bazı çalışma merkezleri açmayı planlıyorum. Trakya bölgesinde her sabah süt ve pasta verilen Roman öğrencilerin konsantrasyon seviyeleri diğer bölgedeki akranlarına oranla daha yüksek” dedi.

Arus “Manisa civarında bir öğrenci, ayakkabısı olmadığı ve okula terlikle gittiği için bir hafta boyunca sınıfa kabul edilmemiş” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı eğitim sektöründe Romanlara karşı yapılan ayrımcılık konusundaSES Türkiyemuhabirine açıklama yapmayı reddetti.

Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili ve Avrupa Konseyi Perlamenterler Konseyi Ayrımcılığı Önleme ve Eşitlik Komitesi üyesi Nursuna MemecanSES Türkiye‘ye yaptığı yazılı açıklamada Roman toplumunun ve toplumun tüm kesimlerinin eşit vatandaşlık zemininde yaşamasının AK Parti hükümetinin önceliklerinden olduğunu belirtti.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: ”Bu kapsamda yapılan çalışmaların koordinasyonu, 2012 yılından itibaren Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na verilmiş; böylece atılacak adımların tüm tarafları içeren bir diyalog sonucu ortaya çıkması hedeflenmiştir.”

Milli Eğitim Bakanlığı, Şubat 2011 tarihinde Romanların yaşam koşulları sebebiyle ilkokul eğitimine erişim ve katılım sorunlarının üstesinden gelebilmek amacıyla bir atölye çalışması düzenlemişti. Bakanlık tüm partilerden gelen tavsiyelerle Romanların düzensiz okul devamlılıklarını denetlemek ve okulu bırakmalarını engellemek amacıyla bir takım önlemler almış ve atılan bu adım Avrupa Birliği tarafından gelişim raporunda olumlu karşılanmıştı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yüce Divanı 15 Mart 2012 tarihinde ”Türk hükümetini Romanlara karşı yapılan olumsuz klişelerle mücadele çabalarına devam etmesi ve bu kesimin ihtiyaç ve hayat stillerine önem göstermesi konusunda teşvik etti.”

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından kabul edilen 2014 Yatırım Programı kapsamında Roman sorunlarına 3.9 milyon TL harcanacak. 2016 yılına kadar Romanlara ayrılan bütçe ise yaklaşık 31.3 milyon TL değerinde.

Türkiye bu yıl 12 farklı şehirde bir AB projesi olan Romanların Yoğun Olarak Yaşadığı Alanlarda Sosyal Katılımın Desteklenmesi Projesi’ni gerçekleştirecek. Otuz-altı ay sürecek olan bu programın çalışmaları arasında çocuk bakımı için eşyalar veya müzik enstrümanları, kitaplar ve okullarda kullanılmak üzere Romanların topluma entegre edilebilmesini destekleyecek videolar gibi materyallerin sağlanması da yer alıyor.

Hükümetin bu yıl aynı zamanda Romanlara yönelik ulusal strateji belgesini de hazırlaması bekleniyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden sosyolog Kenan Çayır, Türkiye’de Romanlara karşı klişelerin son derece kökleşmiş olduğunu ve bu yüzden öğretmenleri eğitmek amacıyla bir farkındalık-yaratma kampanyasına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Çayır SES Türkiye muhabirine yaptığı açıklamada “Kentsel dönüşüm projelerini takiben aileleri yerinden edilen Roman öğrencileri okul değiştirmek zorunda kalıyor ve yeni okul ortamına girdikleri zaman öğretmen ve sınıf arkadaşlarının onları ilk başta bir kenara atma riski söz konusu. Bu tür ayrım gözeten yaklaşımlar okulu bırakmalarına ve sefalet ve dışlanma döngüsüne yeniden dahil olmalarına sebep olabilir” dedi.

Bilgi Üniversitesi geçtiğimiz yıldan bu yana bir çoğu devlet okullarından gelen çok sayıda öğretmene eğitim sektöründeki ayrımcılığa olan hassasiyetlerini arttırmak amacıyla eğitim veriyor.

Çayır “Öğretmenlik yaptıkları bir sınıfa bir Roman öğrencisi geldiği zaman nasıl davranmaları gerektiğini bilmiyorlar. Bu öğrencileri sınıfa dahil etmek yeterli değil, zaten var olan klişeler ve ayrımcılık gözeten davranışların artmasına yol açabilecek bu hassas durumu en iyi nasıl idare etmeleri gerektiği konusunda öğretmenlerin eğitilmesi için fazladan çaba harcanması gerekmektedir” dedi.

Menekşe Tokyay

01.04.2014

Kaynak: SES Türkiye

http://turkey.setimes.com/tr/articles/ses/articles/reportage/2014/04/01/reportage-01