Kas 242014
 
Domlar, Romanların Orta Doğu’daki akrabaları, Arap dünyasının en ötekileştirilmiş grupları arasında yer alıyor.

Domlar, Romanların Orta Doğu’daki akrabaları, Arap dünyasının en ötekileştirilmiş grupları arasında yer alıyor.

Türkiye’ye kaçan bir milyondan fazla Suriyelinin yanı sıra, nüfusu neredeyse 40,000 olan etnik bir grup var ki sadece savaştan değil, diğer mültecilerin zulümlerinden de kaçmaktadır.

Kampları ziyaret eden ve durumu Thomson Reuters Vakfı’na aktaran insan hakları çalışanlarına göre, Domlar yani Romanların Orta Doğu’daki akrabaları, Arap dünyasının en ötekileştirilmiş grupları arasında sayılmaktadır.

Bu konuda çalışanların belirttiklerine göre, Türkiye’de mülteci olarak, Domlar ya kampların dışına itiliyor ya da bu kamplardan kendileri kaçıyorlar. Birçok Dom ayrımcılık korkusuyla kendi kimliklerini yetkili makamlardan saklamakatadır.

Onların hikayesi daha büyük bir soruna da işaret etmektedir. Yardım görevlilerinin Türkiye’deki gözlemlerine göre, mülteci kamplarının dışında yaşayan Suriyelilerin en az 1.25 milyonu derin bir yoksulluk içinde yaşamaktadır.

Uluslararası Af Örgütü’nden araştırmacı Andrew Gardner “Eğer resmi kamplarda yaşıyorsanız, yiyeceğe erişim ve barınma hakkınız var. Eğer gayrıresmi bir kamptaysanız, bir şekilde kendi geçiminizi sağlamak zorundasınız”diyor.

Andrew Gardner, İstanbul’dan telefonla katıldığı bir görüşmede “Hem Roman hem mülteci olarak ayrımcılıkla karşı karşıya kalan Romanlar en savunmasız gruplar arasında. Ne yazık ki bu durum belgelenebilmiş değil” diyor.

Avrupa’daki Romanlar gibi, Domlar da yüzyıllar önce Hindistan’dan göç eden gezgin müzisyenlerin soyundan gelmektedir. Savaştan önce Domlar Suriye’de dağınık bir şekilde yaşamaktaydılar. Bazıları kıyı boyunca köylerde çadırlarda, diğerleri ise Halep gibi şehirlerde gecekondu mahallelerinde yaşamaktaydılar. Çoğu ya işçi olarak ya da eğlence sektöründe çalışmıştır.

Çocuk hakları konusunda çalışan uluslararası bir ağ olan Terre des Hommes’un 2011’deki raporuna ve Lübnan’daki ötekileştirilmiş gruplarla çalışmalar yapan İnsan Derneği’ne göre, Domlar Arap dünyasında en dışlanan gruplar arasındadır.

İnsan Derneği’nin yöneticisi Lala Arabian’ın belirttiğine göre, Domlar toplumun dışında kalan bir grup olduğu için, birçoğu onları görgü kurallarına uymayan kimseler olarak görmektedir. Sonuç olarak, Domlar birçok kez başvurdukları işlerde reddedilmiş, zorla tahliye edilme ile tehdit edilmiş ve sağlık hizmetlerine erişimleri engellenmiştir.

Avrupa Roman Hakları Merkezi danışmanı Kemal Vural Tarlan, sayıları 30,000 ila 40,000 arasında değişen Suriyeli Domların Türkiye geneline yayılmış olduğunu belirtti. Bu ayın başlarında Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin ve Batman gibi güneydoğu şehirlerinde kamplarda ya da köhne apartmanlarda Türkiyeli Roman gruplar arasında yaşayan Domları gördüğünü belirtmiştir.

Tarlan’ın Gaziantep’ten katıldığı telefon görüşmesinde belirttiğine göre, Kilis’te Domlar, her bir çadırın onlarca kişiden oluştuğu ve yaklaşık 200 çadırın bulunduğu gayrıresmi bir kampta yaşamaktadır.

Tarlan, Thomson Reuters Vakfı’na şu açıklamada bulunmuştur: “Domların mobilyaları, mutfakları, banyo ya da elektrikleri yok. Bir meslek sahibi olmadıklarından hurda metal parçaları topluyorlar, çöplerden yiyecek ayıklıyorlar ve dileniyorlar. Hastalıkla ilgili büyük sorunlar yaşıyorlar. Bu insanlar sadece yemek istiyorlar. Bu insanlar aç”.

Diğer mülteciler gibi, Domların da çalışma izni yok ve gayriresmi işler için diğer binlerce Suriyeli ile rekabet etmek zorunda kalıyorlar.

Suriyeli mültecilerin, kamplarda bir yer edinebilmek ve ücretsiz tıbbı bakıma erişebilmek için Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na başvuruda bulunmaları gerekiyor.

Roman hakları alanında çalışan kuruluşlarda danışmanlık yapan Ana Oprisan geçtiğimiz yıl kampları ziyaret etmiş ve kayıt için başvuruda bulunan az sayıdaki Dom’un kendilerini sahte isimlerle ve Arap, Kürt ya da Türkmen olarak gösterdiğini belirtmiştir.

Oprisan’a göre, bu durum Domların sayısının tam olarak belirlenmesini ve onların Türkiye’de neler yaşadığını resmetmeyi zorlaştırıyor.

Bununla birlikte yardım görevlerinin anektodları onların gayrıresmi kamp bölgelerinde yaşadığı çaresizliği gözler önüne sermektedir.

Hayata Destek’te iletişim yöneticisi olan Elif Gündüzyeli şunları belirtti: “Onlar için hiçbir destek sağlanmadı, Roman oldukları için çoğunlukla Türkler ve Suriyeliler tarafından istismar edilebiliyorlar” diyor.

Gündüzyeli ve ekibi Şubat ayında Viranşehir’de Domların yaşadığı bir kamp bölgesini ziyaret etti. Telefon görüşmesinde şunları belirtmiştir: “Çadırlarını ıssız yerlere kuruyorlar. Onların ne yiyip ne içtiğini ve yardımlara erişimini önemseyen hiç kimse yok. Çocuklar açık terlikleriyle ortalıkta dolaşıyor. Acilen kışlık giysilere, hijyenik ürünlere, halıya ihtiyaçları var’’.

Tarlan “Birleşmiş Milletler’e Domlar hakkında bilgi sahip olup olmadıkları sorarsanız, bir şey bilmediklerini söylerler. Hükümet ’Onlar çingene, bu onların yaşam şekli’ diyor. Suriyeli muhalefet liderleri bile ‘Onlar Suriye’de de böyle yaşıyorlardı’ diyor”.

Gündüzyeli’nin değerlendirmesinden birkaç gün önce, Viranşehirdeki çadırların yarısı yok olmuştu.

Oprisan, “Sadece Domlar diğer Domları bulabilir’’dedi. “Bize mültecileri Romanlar gösterdi ve onları bir dahaki sefere bulamayabiliriz”.

Gelecek sefer Gündüzyeli gibi yardım görevlilerine ihtiyacın aciliyeti artacak.

Gündüzyeli “Kış geliyor” dedi. “Veriler olmadan, yardım sağlayamayız” diye de ekledi.

Kaynak: Thomson Reuters Foundation

Haberin orijinali İngilizce olarak 30 Ekim 2014 tarihinde aşağıdaki linkte yayınlanmıştır:

http://www.trust.org/item/20141030170457-sm9xp/