Oca 142015
 

01-300x300

4 Ocak 2015 tarihinde Denizli’nin Honaz ilçesine bağlı Kocabaş mahallesinde İ. A. İ. adlı Roman çocuk tabancayla vurularak öldürüldü. 62 yaşındaki atölye sahibi Y.K.’nın 9 el ateş ettiği ve iki kurşunla göğsünden vurduğu İ.A.İ. henüz 10 yaşındaydı. Zihinsel engelli raporuna sahip İ.A.İ. böbrek yetmezliği nedeniyle de daha önce yaklaşık bir yıl İzmir’de tedavi görmüştü. Yoksul bir ailenin çocuğu olan İ.A.İ.’nin daha önce hiç okula gitme şansı da olmamıştı. Roman çocuğun ölümü medyada geniş yer buldu.

Ne yazık ki ana akım medya haberin verilmesinde Romanlarla ilgili önyargılı tavrını sürdürmeye devam etti. Olayların çıkışı ve gelişmesi konusunda tek taraflı bir bakış açısının yansıtıldığı, mağdur olan Roman çocuğun yakınlarının açıklamalarına yeteri kadar yer verilmezken olayların mağdur eden tarafın beyanları üzerinden aktarıldığı üzülerek görülmüştür. Romanların medyada temsiliyetinin hırsızlık, şiddet ve çeşitli kriminal unsurlarla ilişkilendirilme üzerinden gerçekleştiği bilinen bir vakıadır. Bu bakış açısı İ.A.İ.’nin ölüm haberinin verilişinde de kendini göstermiştir. Ortada 10 yaşında engelli bir çocuğun yaşam hakkının ihlal edilmesi gibi son derece trajik bir olay dururken medyanın daha çok hırsızlık iddiası ve derin bir üzüntüye boğulan Roman vatandaşların öfkesi üzerine gelişen olaylar üzerine yoğunlaşması vicdanlarımızı bir kere daha yaralamıştır.

Romanlar için Kamu-STK Diyalog Grubu, Sıfır Ayrımcılık Derneği (Elmas Arus, Başkan) , Edirne Roman Dernekleri Federasyonu (Erdem Güyümgüler, Başkan) ve Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Durde Platformu (Gonca Şahin) olarak mağdur aileye bir taziye ve dayanışma ziyareti gerçekleştirdik. Bu ziyarette edindiğimiz bilgileri paylaşmayı kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve İ.A.İ.’nin anısına saygının bir gereği olarak görüyoruz.

Çeşitli medya organlarının katilin yakınlarının ve ilçedeki güç sahibi figürlerin ifadeleri doğrultusunda ortaya koyduğu hırsızlık iddiasının kanıtlanmadan ve güçlü deliller olmadan ortaya konulmasının Romanları kriminalize olaylarla ilişkilendiren önyargıların bir tezahürü olduğunu düşünüyoruz.

Maktulün yakınlarının ifadesine göre, olay yerinde 8, 9 ve 10 yaşlarında üç çocuk bulunmaktaydı. Y.K. çocukları tanımaktadır. Çocukları sözlü olarak uyaran Y.K. çocukların taşla karşılık vermesi üzerine 9 el ateş etmiştir. Kurşunlardan ikisi İ.A.İ. adlı 10 yaşındaki engelli çocuğun göğsüne denk gelmiştir. Öldürülen çocuğun dedesinin sorduğu şu soru büyük önem taşıyor: “35 yıldır burada birlikte yaşıyoruz. Birbirimizi çok iyi tanırdık. Çocukları çok iyi tanırdı, engelli olduğunu bilirdi. Neden vurduğunu aklım almıyor. Neden 9 el ateş etti? Bu hırs, bu öfke neden? En çok canımı acıtan da bu”. İki teneke parçasını almanın 9 el ateşle karşılık verilmesini gerektirecek öfke ve nefretin sebepleri üzerinde ciddiyetle durulması gerekmektedir.

erdemCinayet sonrasında gerçekleşen karşılıklı çatışma olayları da maalesef medyaya Romanların ortalığı kırıp döktüğü olaylar olarak yansımıştır. Maktulün yakınlarının ifade ettiğine göre, 100 kadar Roman vatandaşın 5 evi kundakladığı meselesi de gerçekleri yansıtmamaktadır. Yakınlarının ölümüne duydukları acı neticesinde birkaç Roman çocuğun metruk halde bulunan bir evi ve kullanılmayan katile ait başka bir eve intikam duygusuyla zarar verdikleri doğru olmakla birlikte diğer evlere verilen zararlar karşılıklı çatışmanın neticesinde gerçekleşmiştir. Romanların toplu halde evlere saldırması beyanı da yine gerçekleri yansıtmamaktadır. Haberlerde 100 kişilik Roman grubu olarak bahsi geçen kalabalık, karşılıklı çatışmalarda çocuklarını korumak isteyen Roman vatandaşların ve olayı izlemeye gelen vatandaşların oluşturduğu bir kalabalığa tekabül etmektedir.

Cinayetin ardından gelişen olayların Romanlar ve Roman olmayanlar arasında gerçekleşen etnik bir çatışmaya dönüşmesi endişe vericidir. Bu bir ilk değildir. Daha önce Selendi’de, Bursa Orhangazi ve İznik’te gerçekleşen vakalarda da görüldüğü üzere Romanların yaşadığı bölgelerde bireysel temelde gelişen adli olaylar etnik çatışmalara kolaylıkla dönüşebilmektedir. Bir arada yaşama arzumuza zarar veren bu tür olayları yaratan sebepler üzerinde ciddiyetle durulması gerekmektedir. Bu tür olayların tekrar yaşanmaması için şiddeti doğuran yapıları tespit etmek ve onlarla mücadele etmek büyük önem taşımaktadır.

Maktulün yakınlarının da belirttiği üzere, 2010 yılında gerçekleşen Roman Açılımı Romanların toplumdaki görünürlüğünü artırmıştır. O zamana kadar kamusal alanda hiçbir görünürlükleri olmayan Romanların bu açılım vasıtasıyla görünür hale getirilmesi olumlu bir gelişmedir. Ancak, Romanların yaşadığı yoksulluk, sosyal dışlanma ve ayrımcılıkla mücadele konusunda kamu tarafından atılan adımlar istenen düzeyde olmadığı için bu artan görünürlük durumu kırılgan bir grubun durumunun iyileştirilmesine hizmet edememekte aksine kırılgan bir grubu daha kırılgan bir hale getirmektedir. Romanların yaşadığı derin yoksulluk ve sosyal dışlanma sorunları kalıcı, kapsamlı ve sürdürülebilir sosyal politikalarla ortadan kaldırılmadıkça Roman vatandaşlar toplum dışına itilmeye, damgalanmaya, ırkçı ve şovenist saldırıların hedefi olmaya devam edecektir.

Romanlar için Kamu-STK Diyalog Grubu ve Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Durde Platformu olarak Honaz’daki Roman vatandaşların ve kurbanın yakınlarının yanında olacağımızı ve onlarla dayanışmaya devam edeceğimizi belirtmek isteriz. Demokratik Türkiye kamuoyunu yaşam hakkı elinden alınan 10 yaşındaki Roman İ.A.İ’nin yakınları ile dayanışmaya çağırıyoruz. Bu tür olaylar çok uzun yıllar boyunca huzur içinde birlikte yaşamış Roman ve Roman olmayan vatandaşlarımızın bir arada yaşama iradesini ortadan kaldırmaya yetmeyecektir.

Romanlar için Kamu-STK Diyalog Grubu

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Durde Platformu