Eki 072015
 

Tarih Vakfı ile Uluslararası Azınlık Hakları Grubu ortaklığında yürütülen Eğitimde Eşitliğin İzlenmesi adlı proje  kapsamında Türkiye “Milli” Eğitim Sisteminde “Gayri Milliler” adlı panel 3 Ekim 2015’te Karaköy’deki TMMOB İstanbul Mimarlar Odası Konferans Salonu’nda düzenlendi. 

İlk bölümünde Türkiye Eğitim Sisteminde Renk, Etnik Köken, Dil, Din ve İnanç Temelli Ayrımcılık adlı izleme raporunun değerlendirildiği Panel’de açılış konuşmasını yapan Gülay Kayacan (Tarih Vakfı Projeler Koordinatörü) proje süreci, izleme ağının oluşumu, çalışma biçimi ve izleme yöntemi hakkında kısa bilgi verdi. Ardından Nurcan Kaya (Rapor Yazarı, MRG Türkiye Koordinatörü), izleme raporunda yer alan bulguları ve tavsiyeleri sundu. İzleme Ağı bileşenleri eğitimde eşitliği izleme konusunda bu proje deneyiminin kendilerine kazandırdıklarını ve ortak sorun alanlarını görme, çözüm üretme konusunda tecrübe kazandıklarını aktardılar. Ayrıca her ağ bileşeni kendi kuruluşlarının eğitimde ayrımcılığa ilişkin izlemeyi sürdürdüklerini belirterek yeni ya da devam eden vakaları aktardılar. Örneğin, İzleme Ağı bileşenlerinden Umut Şahin (Protestan Kiliseler Derneği) halen Hıristiyan ailelerinin çocuklarının sınıf içinde ayrımcılığa maruz kaldıklarını, hatta bazı öğretmenler tarafından Müslüman olmaya davet edildiklerini, zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi  (DKAB) dersinden muaf olmalarına karşın uygulamada sorunların devam ettiğini; örneğin bu yıl Haziran ayında iki lise son sınıf öğrencisinin DKAB dersinden muaf olmasına karşın sistemde devamsızlıktan sınıfta kalmış göründükleri, yapılan başvuruyla sorunun çözüldüğünü anlattı.  Aydın Deniz (Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği) benzer biçimde Alevi ailelerin çocuklarının okullarda dini temelli ayrımcılığa halen maruz kaldığını, DKAB dersinden muaf olabilmelerine karşın uygulamada sorun yaşandığının altını çizdi. Muzaffer İris  (MEZODER-Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneği) ve Tuma Çelik (Süryani Dernekleri Federasyonu) Süryani toplumunun kendi anadillerinde eğitim haklarını kullanma talebini ve uygulamada neler olduğunu, okullarda Süryani ailelerin çocuklarının maruz kaldıkları dini temelli ayrımcılığa ilişkin örnekleri aktardılar. Sami Tan (İstanbul Kürt Enstitüsü) anadil temelli çokdilli eğitimin Türkiye gibi farklı anadilleri olan toplumların birlikte yaşadığı ülkelerde kaçınılmaz olduğunu, bugün Türkiye eğitim sisteminin halen 20. yüzyılın ilk çeyreğinde hüküm süren  siyasi refleks, zihniyet ve sadece belli bir toplumsal grubun kültürel, sosyo-ekonomik çıkarlarını güden bir ideolojik yaklaşımla gerekçelendirilerek sürdürüldüğünü, Türkiye toplumunda demokrasi talebinin arttığını, o nedenle Tevhidi Tedrisat anlayışının terk edilmesi gerektiğini söyledi. Adnan Avcı Bucaklişi (Laz Enstitüsü) Eğitimde Ayrımcılığı İzleme Ağı’nın en önemli işlevinin şöyle özetledi: Türkiye’de anadili Türkçe’den farklı olan toplumların eğitim sisteminde yaşadıkları sorunların benzerliğini idrak etmelerini sağladığını vurgulayan Avcı; Lazların ve Lazca eğitimin sorunlarını Kürtlerin öğrendiğini, Çerkes dillerinin sorunlarını ve çözüm pratiklerini Lazların öğrendiğini belirtti. Turan Şallı (Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği), Hacer Foggo (ROMFO- Roman Hakları Forumu), Elmas Arus ve Hatice Çetinkaya (Sıfır Ayrımcılık Derneği) Edirne, İzmir, İstanbul başta olmak üzere Roman ailelerin çocuklarının okul ortamında yaşadıkları ayrımcılığı şu başlıklar altında anlattılar: Roman çocukların eğitime erişimdeki eşitsiz durumları, kentsel dönüşüm projelerinin Roman çocuklarının okullaşma ve okula devamlılığını nasıl olumsuz etkilediği ve Rehabilitasyon Araştırma Merkez’lerinin (RAM) kuruluş amaçlarının dışına çıkan bir işlev üstlendiklerini; RAM raporu verilen Roman çocukların, zihinsel engeli ve öğrenme güçlüğü olmadığı halde nasıl özel eğitim sınıflarına yerleştirildiğini, RAM raporu olan öğrencinin ailesine yapılan aylık devlet yardımının aslında uygulamada istismar edildiğini örneklerle açıkladılar.

Panelin ikinci bölümü, eğitim sisteminde ayrımcılıkla mücadelede sivil toplumun rolü, izleme çalışmalarının nasıl sürdürülebileceği,  STK’lardan oluşan mevcut Eğitimde Ayrımcılığı İzleme Ağı’nın proje sonrasında nasıl sürdürülebileceği konularında “forum” biçimindeydi. Gülay Kayacan’ın kolaylaştırıcılığında yürütülen tartışmada, salonda bulunan yaklaşık 50 katılımcının çoğu söz alarak değerlendirmede bulundu. Eğitimde ayrımcılığın izlenmesinde sivil toplumun rolü ne olmalı konusunda yapılan değerlendirmelerde öne çıkan öneriler şunlardı:

–          Eğitimde Ayrımcılığı İzleme Ağı’nın genişleyerek sürdürülmesi, ağın çalışmalarının ağ bileşenlerinin kendi insan ve mali kaynakları üzerinden sürdürülmeye çalışılması, proje süresi ile sınırlandırılmaması, ağ bileşenlerinin her birinin nöbetleşe sekreterya işlerini yüklenmesi.

–          Mevcut İzleme Ağı’nda olmayan Pomaklar, Araplar, Nusayriler vb toplulukların sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin ağa davet edilmesi.

–          Hak temelli çalışma yürüten STK’ların yanı sıra; Türkiye eğitim sisteminin iyileştirilmesine ilişkin çalışma yürüten sivil toplum örgütleri, üniversiteye bağlı araştırma enstitüleri ve eğitim sendikalarının da Eğitimde Ayrımcılığı İzleme Ağı’na davet edilerek İzleme Ağı’nın genişletilmesi.

–          Sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek, her yıl sivil eğitim şurası düzenlemesi, ilk sivil eğitim şurasını Eğitimde Ayrımcılığı İzleme Ağı’nın düzenlemesi. Tevhid-i Tedrisat’tan, anadil temelli çok dilli eğitim modellerine, mevcut eğitim sistemindeki müfredat ve ders kitaplarının tekçi, özcü, eleştirel düşünmeyi engelleyici yapı ve içeriğine kadar pek çok konunun sivil eğitim şuralarında sivil toplum örgütleri temsilcileri, uzmanlar, akademisyenler, veliler, öğrenciler ve eğitim emekçileri tarafından tartışılmasına ilişkin zeminin ivedilikle oluşturulması.

http://tarihvakfi.org.tr/HaberDetay/turkiye-milli-egitimsisteminde-gayrimilliler-paneliduzenlendi!/4059