Ara 092015
 

Sıfır Ayrımcılık Dernek Başkanı Elmas Arus, Roman kadınlar için toplumun genel kabulleri olduğunu ve özellikle de bu kabullerin oluşmasında medyanın büyük etkisi olduğunu söyledi. Elmas, JİNHA’ya verdiği röportajda, “Ana akım medya için Roman kadın imgesi: göbek atan, akılsız, hafif meşrep” diyerek medyanın Roman kadınları işleyiş biçimini eleştirdi.

ürkiye’de faaliyet yürüten 310 Roman derneğinden biri olan Sıfır Ayrımcılık Derneği, 2009 yılından bu yana faaliyet yürütüyor. Dernek faaliyetlerini “Sosyal, ekonomik ve kültürel olarak dezavantajlı toplulukların güçlendirilmesi ve bu topluluklara yönelik ön yargı ve ayrımcılığın önlenmesi konusunda mücadele etmek” olarak tanımlıyor. Derneğin diğer Roman derneklerinden farkı ise yönetim kurulu başkanının kadın olması. 310 Roman derneği içinde, “Başkan” statüsünde olan tek kadın olarak bilinen Elmas Arus; romanları, medyanın Romanlara yönelik kullandığı dili ve Roman dernekleri içinde yönetim kurulu başkanı statüsünde tek kadın olarak yürüttüğü mücadeleyi JİNHA’ya verdiği röportajda anlatıyor.

“Roman mücadelesinde kadınlardan bahsetmek çok güç”

Türkiye’ de yürütülen Roman mücadelesine kabaca bakıldığında özellikle 2010’dan sonra yoğun bir dernekleşme sürecine girildiği bilgisini paylaşan Elmas, “Bu tarihten sonra hızlı bir dernekleşme süreci oldu. Şu an 310 roman derneği, 11 federasyon, 1 tane de konfederasyon var. Baktığımızda bütün bu sürecin içinde kadınların çok da aktif olmadığını görüyoruz. Bu kadar derneğin içinde aktif olarak bulunan kadın sayısı çok az. Roman mücadelesinde kadınlardan bahsetmek aslında çok güç İşte bir tane dernek başkanı var, tek olmanın getirdiği ayrıca zorluklar var” dedi. Şu an var olan sistemin erk bir sistem olduğunu ve böyle olmasından kaynaklı tıpkı benzer diğer alanlarda olduğu gibi Roman mücadelesinde de kadının adının olmadığının ifade eden Elmas, “Mahallesinde sorun yaşayan kadın, bütün Romanların yaşadığı ayrımcı pratiklerin temel hedefi kadın, yoksulluğun temel hedefi kadın, ayrımcılığın temel hedefi kadın. Buna rağmen ortak mücadele de kadının adı yok. Çok sıkıntılı ve enteresan bir durum” diye konuştu.

“Erkek alanda bir kadın olarak mücadele ediyorsun”

Kendisinin başkanlık ettiği derneğin çoğunluğunun kadınlar tarafından oluştuğunu kaydeden Elmas, “Aslında ben mücadelemin zorluğunu kendi başkanlık ettiğim dernekte değil dışarıda yaşıyorum. Şu an faaliyet yürüten Roman derneklerinin hemen hemen hepsinin başkanı erkek, dolayısıyla erkek bir alanda kadın olarak mücadele ediyorsun ve erkeklerle aynı dili konuşmuyorsun. Erkeğin dili şiddetin dilidir. Bu nedenle her şeyden önce kadın olarak mağdur ediliyorsun bir de kadın ve Roman olduğunuz düşünüldüğünde mağduriyet daha da çoğalıyor” ifadelerinde bulundu.

“İfade şekli bile kadına bakış açısını ortaya koymaya yetiyor”

Her ne kadar görünürde daha birikimli, farkındalığı yüksek kişilerin dernek ve benzeri kurumlarda mücadele ettiği düşünülse de gerçeğin her zaman öyle olmadığına işaret eden Elmas, “Sonuçta buralarda yönetim kurumlarının çeşitli pozisyonlarında yer alan kişiler de toplumun içinden gelen kişiler ve aslında birçoğu toplumun geri yanları ile esaslı kopuşu sağlayamamış. Tabi hepsi için demiyorum ama çoğunluğu derneklerde bile mahalli tavrını ve üslubunu değiştirmiyor. Örneğin dernek içinde herkes birbirine, ‘başkanım’ diye hitap eder erkek olmalarından kaynaklı ama bana seslendiklerinde ‘Elmas kız’ diyorlar. Yani başkanlığı bana layık görmüyorlar. Bu söylem, ifade şekli bile kadına bakış açısının nasıl olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.

“Mücadelenin içinde olan erkekler, kadınları görmek istemiyor”

Roman erkeklerin mücadele ettikleri alanları erkekleştirmeye çalıştıklarını, kadınları özellikle de kendi ailelerinden olan kadınları bu alanlara, “uygun” görmediklerine dikkat çeken Elmas, bu mücadelenin içinde olan erkekler eşlerini, kızlarını yani kadınları mücadelenin içinde görmek istemediklerini söyledi. Elmas düşüncesini doğrulayan bir olayı ise şu sözlerle aktardı: “İsmini paylaşmak istemediğim bir federasyon başkanı ve bu başkanın eğitimli, okumuş çocukları var. Ben ona kendi ailesinden kadınların da dernek içinde mücadele etmesi gerektiğini söylediğimde bana ‘Bu kadar erkeğin olduğu ahlaksız bir ortamın içinde kızımın olmasına müsaade etmem. Kızıma karşı küçük de olsa olumsuz bir cümle kullanılsa ben o cümleyi kullananı öldürürüm!’ ifadelerinde bulundu. Düşünün böyle bir zihniyetin var olduğu bir yapıda kadının olması gerçekten çok güç. Her şeyden önce erkeklerin bu tür söylemlerini değiştirmesi gerekiyor, bu ise kadının bu tür yapılarda daha fazla yer alması ile mümkün.”

“Erkeğe göre ‘kadının yeri evidir’ algısı mevcut”

Roman erkekler tarafından kadının hala mahallede kağıt toplayan, evinde çocuklara bakan, kayınvalidesinin işlerini yapması gerekenler olarak görülenler olduğuna vurgu yapan Elmas, “Bu algı ne yazık ki yukarıda da belirttiğim gibi sadece sokaktaki erkeğin değil kısmen de olsa mücadele ettiğini düşünen erkeğin algısında da maalesef ki aynı. 2010 yılında karşılaştığım ilginç bir olayı aktarmak isterim. Zeytinburnu’nda bir derneğin açılışına davet edilmiştim. Kurdeleyi benim kesmemi istediler. Kurdeleyi keserken iyi niyetli bir şekilde ‘keşke burada kadınlar da olsaydı ve yeni kurulan derneğin yönetiminde kadınlar da yer alsaydı’ gibisinden bir şeyler söyledim. Sözlerimi bitirir bitirmez dernek başkanı mikrofonu elimden aldı ve bana sert bir şekilde, ‘Ne demek istiyorsun, düşüncen çok yanlış, kadının yeri evidir ve kadın dediğin evde oturup Kuran okur, çocuk doğurur, bizlerin hizmetini görür’ dedi. ‘O zaman neden beni çağırdınız öyleyse, ben kadın değil miyim’ diye sorduğumda cevap veremedi. Yani öyle bir noktadaki dernek başkanı, beni kadın olarak görmüyor, çünkü ona göre ‘erkekçe’ bir iş yapıyorum ve onun nezdinde erkekleşmiş bir kadınım çünkü onlarla aynı işi yapıyorum” sözlerine yer verdi.

“Kadınların çığlıkları çok sessiz”

Elmas’a çalışma yürüttüğü mahallerdeki kadınların kendisine olan yaklaşımını sorduğumuzda ise, “Kadınların çığlıkları çok sessiz, sessizce gelip bana bir şeyler söylüyorlar, beni odaya çekerek, söylüyorlar sorunlarını, erkeğin duymasını istemiyorlar. Bir kadın başkan görmekten mutlu olduklarını söylüyorlar ve beni en çok umutlandıran ise kendileri için mücadele etmekte geç kaldıklarını düşünmelerine rağmen, ‘Ama çocuklarımız belki senin yaptıklarını yaparlar’ diyorlar. Çünkü kendilerinden umutları yok ve gerçekten de yaşam, ekmek kavgası verirken benim yürüttüğü mücadelenin içine girmesi çok zor. Fakat illa de dernekleşecekler diye bir şey yok kendi sokaklarında, evlerinde bile eşlerini, kayınvalidelerini aşabilseler bile inanın ki değişim çok büyük olacak” dedi.

“Kabullerin oluşmasında medyanın etkisi büyük”

Elmas, Roman kadınlar için toplumun genel kabullerine ve özellikle de bu kabullerin oluşmasında medyanın da etkisinin olduğunu söyledi. Elmas, sözlerine şöyle devam etti: “Bundan iki yıl önce Raoul Wallenberg İnsan Hakları Ödülü’nü aldım. Bu ödül dünyada ilk kez verilen bir ödül ve ilk defa verilen kişi bendim. Bu çok önemli bir şeydi bir ürün üretmişim, bir çalışma yapmışım ve dünyadaki pek çok üretimin içinden ben almışım bu ödülü. Medyanın ertesi gün yani ödül aldığım günün ertesinde kullandığı dil şuydu, ‘Ödüllü çingene kızı, Roman kızı büyük bir ödül aldı, Roman asıllı Türk yönetmen Elmas Arus ödül aldı’ gibi başlıklar vardı. Kimse benim yaptığım işe değer verip yaptığım iş ile ilgili bir cümle kurmadı. Ana akım medyanın Romanları nasıl görmek istedikleri ile ilgiliydi bu söylemler. Ana akım medya için Roman kadın imgesi; ‘göbek atan, akılsız, hafif meşrep.’ Ne kadar da mücadele etsen de ne yapsan da o dil kendini hep koruyor çünkü, amaçları sadece reyting.”

“Irkı ne olursa olsun kadınların bir birleri ile temas etmesi önemli”

Elmas son olarak Roman mücadelesinden bahsetmenin pek de mümkün olmadığını özellikle Roman mücadelesi içinde kadının varlığından söz etmenin çok daha zor olduğuna dikkat çekerek, “Ben yine de umutluyum şimdi değil ama bir kaç yıl sonra daha fazla örgütlenmiş, bilinçli Roman kadınlar olacak. Evet kabul ediyorum Roman mahallelerine girmek çok kolay değil ama temas etmek önemli. Sadece Roman kadınlar için değil hepimizin, ırkı ne olursa olsun bütün kadınların özgürleşmesi için birbirimize daha çok temas etmemiz, değmemiz lazım” ifadelerini kullandı. (JİNHA, Ceren Karlıdağ-Meral Laçoğlu)