"Hindistan’dan tüm dünyaya yayılan kardeşlik kervanı"

Anasayfa

Haberler

"Hindistan’dan tüm dünyaya yayılan kardeşlik kervanı"

Haberler

Ülkemizde 5, dünyada 50 milyon yaşayan insan topluluğu.Ülkeden ülkeye göç etmişler, her ülkede ayrı sorunlar yaşayan büyük bir topluluk. En büyük sorunları ise ayrımcılık ve dışlanma.İşte onlar Romanlar...

24 Kasım 2019

Elmas Arus, Abdal baba ile Roman annenin beş çocuğundan biri olarak Amasya’da doğdu.

Amasya’dan ailesi ile İstanbul’a göç etmek zorunda kalan Elmas Arus, “Bizde kızların toplumun dışına çıkması, yani okula gitmesi yasaktı. Erkekler de ancak ilkokul üçüncü sınıfa kadar gidiyordu ama babam okuma yazma bilmemeyi kör kalmak olarak görüyordu.30 bin kişilik sülalede okula giden ilk kız çocuk bendim” diyen Elmas Arus, 2000 yılında Trakya Üniversitesi, Radyo Televizyon Yayıncılığı, 2005  yılında ise İstanbul Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Gazetecilik bölümünü bitirdi.

Avrupa Konseyi’nin, İsveçli diplomat Raul Wallenberg adına düzenlediği  İnsani Yardım Ödülü’nün 2014 yılındaki sahibi Elmas Arus oldu. Ödül, Arus’un 38 ili ve Romanların yaşadığı 400 mahalleyi dolaşarak hazırladığı “Buçuk” isimli belgeseli ve Romanların durumunun iyileştirilmesi için oluşturduğu Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin çalışmaları için verildi.

Romanlarla ilgili çok sayıda uluslararası projenin koordinatörlüğünü yürütttü. Bu çalışmalarından dolayı yine çok sayıda ödüle layık görüldü.

600 civarında Roman derneği içerisinde tek kadın dernek başkanı olan Arus, aynı zamanda roman derneğinin oluşturduğu Romanlar İçin Diyalog Ağı sözcülüğünü de yürütüyor.

Buçuk filmi ve Romanlar ile ilgili bir çok belgesele de imza atan Elmas Arus, halen Avrupa Konseyi Romacted Programı Türkiye Koordinatörü olarak görev yapıyor.

Ülkemide 5, dünyanıın çeşitli ülkelerinde 50 milyon civarında Roman'ın yaşadığını ifade eden Elmas Arus, Romanların tarihini, sorunlarını ve taleplerini Net Haber Ajansı’na anlattı...

HABERİN VİDOSU İÇİN TIKLAYINIZ

https://youtu.be/EXk4j3ZcqyA

YÖNETMEN /ARAŞTIRMACI ELMAS ARUS ROMANLARI ANLATIYOR!

Geçmişte Çingene olarak tanımlanan şimdi ise Roman olarak tanımlananlar aslında tek bir grup değildir. Farklı farklı bölgelerde farklı gruplar sözkonusudur. Yani Romanlar deyince tek bir gruptan bahsetmiyoruz. 4 grup var. Örneğin Doğu,  Güney Doğuda Dom, Karadeniz Lom, orta Anadolu’da Abdal, Batıda Roman grupları vardır.

“Türkiye’de 5 milyon Roman yaşıyor”

Türkiye’de 5 milyonun varlığından bahsediliyor. Devletin resmi bir açıklaması yok ama Sivil Toplum Örgütlerinin verdiği bilgiler ve çeşitli araştırmalardan öğrenildiğine göre,  Türkiye’de  5 milyon Romanın yaşadığı anlaşılıyor.

Her bölgede farklı bir grup yaşıyor. Roman grupları karışık olarak yaşamıyor.  Bu grupların ortak dilleri, ortak geçmişleri var. Ve ortak dilleri var. Ancak her grup kendine özgü dil kullanıyor. Her grubun yaptığı meslekler farklıdır. Benzer meslekleri yapıyorlar ve benzer yoksullukta, benzer ekonomik koşullarda yaşıyorlar.

Türkiye’deki Roman grupları dört ayrı lehçe kullanıyorlar. Romanlar Romenes, Lomlar Lomavren,  Domlar Domari, Orta Anadolu’daki Abdallar ise Teber dilini kullanıyorlar. Bu lehçeler arasında ortak kelimeler var ve aynı dil grubundan geldiği söylenmektedir. Hint dil grubundan geldiği ifade edilmektedir.

Aslında 1800’li yıllara kadar Türkiye’de de ve Avrupa’da da Romanlar ile ilgili pek bilgi yok. 1800’li yıllarda bir dil bilimci çıkıp diyor ki,  bunlar Hint dil grubuna yakındır. Hint kökenli olabilirler diyor. O dönem Avrupa’da Romanlar için farklı bir grup, cadılaşan bir grup, kötü işler yapan grup  diye tanımlanıyorlar. Dil bilimci hayır, bunlar Hindistan kökenli ve bu gruplar yaşam tarzlarıyla  bu bölgeye ait diyor.

Türkiye’deki Roman gruplarına bakarsanız çokta ortaklaşan bir dil yok. Birbirlerini anlıyorlar ama aynı dili kullanmıyorlar. Her biri kendi grup dillerini kullanıyorlar.

Deniliyor ki, roman grupları neden Rom, Lom ve Abdal olarak tanımlanıyor. Romanlar 9.yüzyılda Hindistan’dan göç ediyorlar. İlk olarak İran’a göç ediyorlar. Burada 80 yıl kaldıktan sonra diğer ülke ve bölgelere yayılıyorlar.  Hindistan’dan ilk göçün nedenini kıtlık, açlık, savaşlar olarak ifade edenler olsa da  tam olarak bilinmiyor.

BUÇUK FİLMİ İÇİN TIKLAYINIZ

https://vimeo.com/123513550

“Hindistan’dan İran’a, İran’dan Türkiye ve dünyaya”

Romanlar Türkiye üzerinden  Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Amerika’ya gidiyorlar. Aslında üç grup haline göçü gerçekleştiriyorlar. Doğu, Güney Doğu’yu takip eden gruplar Kuzey Afrik’ya, İspanya’ya gidiyorlar. Bunlar Dom gruplarıdır. Batıyı takip eden gruplar ise Amerika’ya kadar gidiyorlar. Kuzeye giden gruplar Rusya’ya, Sibirya’ya gidiyorlar. Abdallar ise orta Anadolu’da var oluyorlar. Bu arada Abdallar ile Romanlar arasındaki ilişki konusunda, ne olup bittiği konusunda araştırmalar ve çeşitli tesbitler sözkonusu.

Bu grupların ortak bir dilinin varlığından ve ortak kelimeler kullandıklarından bahsettik. Ancak,  hala kendi içlerinde aktif olarak kendi grup lehçelerini kullanmaktadırlar. Örneğin, Orta Anadolu’da Abdallar Teberce’yi,  Ermeni Çingenesi dediğimiz gruplar Lomca’yı,  Batıda Romanlar Romenes dilini  kendi içinde de farklı farklı kelimelerle, yine Güney Doğu’da ise yine bizim Kürt Çingeneleri dediğimiz  gruplar Domca’yı  aktif olarak kullanmaktadırlar.

Elmas Arus anlatıyor!

“Ayrımcılığa karşı inadına Çingene deyiminin yanında durmak lazım”

Dikkat ederseniz Çingene tanımını kullanıyorum. 2010 yılına kadar Türkiye’deki Roman grupları  kendini Çingene olarak tanımlıyordu. Aslında Çingene kelimesi kötü bir tanımlama değildir. Çingene kelimesinin altını aslında önyargılarla dolduran insanların önyargıları ,ayrımcı bakış açıları ve  yaklaşımlarıydı. Bu nedenle inadına bu kelimeyi kullanmak ve bu kelimenin yanında durmak gerekir.

Peki neden Roman, Lom, Dom, Abdal gibi kavramlar neden ortaya çıktı ve neden kullanılıyor. Aslında bu gruplar kendini bu isimlerle tanımlıyorlar. Aslında dışarıdan bakıldığından herkes Çingene diyor.  Fakat dışarıdan bakıldığında bu ayrım yapılmıyor. Herkes Çingene diyor. Çingeneler, bu kadar ayrımcılık ve kirletilerek aşağılama deyimi olarak kullanılan Çingenelikten kurtulmak için Romanlaşıyorlar. Bu kadar ayrımcı yaklaşım varken,  o yıl sonra hangi kelimenin arkasına sığınacağız bilemiyoruz. Bu yüzden inadına Çingeneyiz diyoruz ve demeliyiz.

Aslında dünyada bir Roman dili var. Romanes. Bu dili Bulgaristan’daki Çingenelerde, Romanya’daki Çingenelerde, Türkiye’deki Çingenelerde kullanıyor. Hatta Avrupa’da bir Roman bayrağı ve Marşı da bulunuyor. Aslında bu süreç Türkiye’deki süreçle ortaklaşan bir süreç değil.

“8 Nisan 1971 Romanların mücadelesinde önemli bir gün”

Romanların hak mücadelesi  öyle gelişigüzel olmamış.Tarihsel bir süreci olan bir mücadele.

8 Nisan 1971 yılında Londra’da ilk defa bir Roman Kongresi düzenleniyor. Dünyadaki tüm Romanların mücadelesinin ilk ateşi yakılıyor. Bundan sonra 8 Nisan Dünya Romanlar Günü olarak kutlanmaya başlanıyor.

Avrupa’da en büyük sorun azınlık sorunu olarak Romanların yaşadığı sorunlar tanımlanıyor. Bu yüzden Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği ülkeleri Romanların sosyal içermesi ve kimlik mücadelesi için birçok çalışmaya destek veriyor. Avrupa Birliği'nin bu özellikle içerme sürecinde Romanlarla ilgili birçok proje, politika önerisi geliştiriliyor. Türkiye'de  bu süreçten etkileniyor. 2010'daki Roman açılımı süreci aslında bunu da tam da uzantısı olarak tanımlanabilir. Özellikle  Türkiye'de Romanların durumunun iyileştirilmesi için Avrupa Birliği direktifleri net bir şekilde sınırları çiziyor. Eğitim, istihdam, barınma ve ayrımcılıkla mücadele için politika geliştirmesini öneriyor Türkiye devletine. ve Romanlarla ilgili çalışma yapan yerel bilimlere.

Türkiye'de 2016 senesinde 1 tane Roman Strateji Eylem Planı çıkarıldı. Şu anda o eylem planı uygulamaya konulmaya çalışılıyor. Yine CHP'nin Romanlara yönelik  Strateji Eylemi Planı var.  Ayrıca, Yerellerde Romanların durumlarının iyileştirilmesine yönelik stratejik planlar var. Peki Romanlar bunlardan ne kadar haberdar, ne kadar farkındalar. Biraz önce bahsettiğim gibi 2010 öncesine kadar Romanlar kendi içlerinde yoğun bir örgütlülüğe sahip değillerdi. Şu an 600 civarında Roman örgütü var.Aktif olarak belki 40-50 tanesi özellikle hak mücadelesi veren örgütler ama çok hızlı olarak örgütlendiler. Örgütlemeyi de her hangi bir partinin yan kuruluşu  olmak gibi  algılayarak  örgütlendiler. İki tane milletvekili var, biri iktidar, biri muhalefet milletvekili. Bir çok meclis üyesi var. Önemli bir süreç. Özellikle kimlik tanımlanması, kültürel tanımlama için önemli bir süreç.

“Roman mücadelesinde kadının adı var kendi yok”

Peki kadınlar bu mücadelenin neresinde? Aslında bu mücadelenin içinde Kadının adı var kendisi yok. 600 Roman örgütü var ancak bunların önderliğini, başkanlığını hep erkekler yapıyor. Tek  aktif kadın dernek başkanıyım. Kadın mücadelesinden henüz bahsetmek mümkün değil. Daha yeni yeni yeni başlıyor. Çünkü kadının toplum içindeki  rolleri çok net. Evine, çocuğuna bakacak, ekonomisini sağlayacak, iyi bir eş, iyi bir gelin olacak…Bu yüzden bu mücadele içinde henüz yer alamıyor. Yavaş, yavaş özellikle Sıfır Ayrımcılık Derneği ile birlikte kadın  örgütlenmesi başladığını söyleyebiliriz. 

“Romanların sorunları diz boyu”

Türkiye’de Romanların yaşadığı belli başlı sorunlar var. Eğitime, istihdama erişim önemli bir sorun. Barınma, özellikle Kentsel Dönüşüm Türkiye’deki tüm  Romanları mağdur eden bir uygulama. Hepsini aslında teğet geçen ayrımcılık.Türkiye’nin her yerindeki Romanlar için neredeyse aynı şeyi söyleyebiliriz. Kayıtdışı çalışıyorlar. Toplumun yapmadığı işleri üstlenmişler…Kağıt toplayıcılığı, ayakkabı boyacılığı, temizlik işçiliği ve çiçekçilik…İş bulmada sorunlar yaşanıyor. Romanlar bürokraside kendini ifade edebiliyor mu? Yer yer ifade edebilse bile, ayrımcılığa uğramamak için kimliğini gizlemektedirler. En son yapılan bir araştırmada binde üç oranında bir Roman üniversiteli varlığı görülmektedir. Fakat bunun ne olduğunu bilmiyoruz. 

“Bir kere tüm Roman çocukları her yerde okula aç gidip aç geliyorlar”

Romanların sorunları giderek derinleşerek çoğalıyor. Mahallelerde yoksulluk artıyor. Roman mahallelerinde  madde  bağımlılığı çok fazla. Gaziantep’te yaptığımız araştırmada bu yedi yaşına kadar düşmüş. Bu çocukların bir an önce sokaklardan  kurtarılması gerekiyor. Bunun için eğitim çok önemli. Özellikle 06 yaş grubu çocuklara kreş ve okul öncesi eğitim, 6 yaş sonrası ise eğitime erişimi çok önemli. Bir kere tüm Roman çocukları her yerde okula aç gidip aç geliyorlar. Okula adaptasyon sorunları var.Uyuma yönelik çalışmaların yapılması gerekir.

“Kaç tanemiz gidip bir çöp toplayan biri ile sohbet ediyoruz”

Özellikle 1980’lere kadar romanlar geleneksel işler ile onurlu bir yaşam sürüyordu.Sonrasında globalleşen ekonomi, geleneksel mesleklerin bu ortamda yer bulamaması, bu onurlu yaşamın önüne set çekti. Şu anda Romanların yaptığı işler toplumun yapmadığı en kötü işler. Aslında var olan  önyargıyı bir ayrımcılığa dönüştürecek işler…Çöp toplayıcılığı. Kaç tanemiz gidip bir çöp toplayan biri ile sohbet ediyoruz. Roman mahallelerine kaç tanemiz uğruyoruz. Oysa geçmişte toplumun sepetini, kalayını yaparken bir temas haindeydik. Onlarla ilgili güzel anılarımız vardı. Şimdi ise korkularımız var. Onun için bu temas edilecek alanları çoğaltmamız gerekiyor.

Romanların kimlikle ilgili bir derdi ve sorunu yok. Çünkü sosyal yardımlardan faydalananların başında Roman gruplar geliyor. Bu yüzden bu yardımlardan faydalanmak için kimlik çıkarmak zorunda. Son zamanlarda kimliksiz Roman yok denecek kadar azdır. 

Tüm Roman grupları göçebe mi? Tabiî ki değil. Göçebelik nerdeyse 1990’lara kadar devam ediyordu. Bu tarihten sonra sona erdi. Özellikle mevsimlik işçiler göçebelik yapıyordu. Tüm Romanlar yerleşik durumda. Aslında kulübelerde yaşamak, mahallerde hizmet yoksunluğu göçebelik değil mi?  Tüm bunlar tartışılacak kavramlar. 

“Romanlar iyi müzisyen  yada  sadece çiçekçi mi?”

Öte yandan tüm Romanlar müzisyen mi? Tüm romanlar müzikle uğraşmıyor. Oysa kime sorsanız Romanlar ya  iyi müzik yapar  ya da çiçekçidir.Oysa böyle bir şey yok. Alternatif tüm işleri iyi yapabilir. Yeter ki eşit fırsat verilsin.

“Romanlarda ağlar”

Hep söylenir romanlar hep neşeli insanlar diye. Neşeli olmayıp ne yapsınlar. Dert çok, derman yok. Dertlerini kime anlatsınlar. Neşeli olmak zorundalar desek abes olmaz umarım. Oysa Romanlar da tüm insanlar gibi ağlanacak şeye ağlar, gülüneceklere güler. 

“Yardımlarla pansuman değil kalıcı çözüm”

Türkiye’deki roman grupları devlet yardımlarından en fazla yararlanan gruplar demiştim. Bunun nedeni toplumda en dezavantajlı grup olmalarından kaynaklanmaktadır. Sosyal yardımlar aslında bir pansuman .Oysa Romanların pansumana değil, eğitimde, sağlıkta, istihdamda  fırsat eşitliğine, ayrımsız uygulamalara, orta ve uzun vadeli planlamalara ihtiyacı var. Ayrımcılıkla mücadele en başta bir sorundur. Hala Roman çocukları okullarda kıyafeti olmadığı için okul devamsızlığı yapabiliyorsa, ayrımcılık yaşıyorsa sosyal yardımlar çözüm olamaz. 

Tüm Roman mahalleleri yoksunlaştı, yoksullaştı. Özellikle mesleki kursların, kreşlerin Roman mahallelerine gitmesi gerekiyor. Bu mahallerde kreşler açılması gerekiyor. Özellikle evsizlik önemli bir sorun. Oysa kırık dökükte olsa ellerindeki evlerinin de gittiğini görüyoruz. Kentsel dönüşüm adı altında mağdur ediliyor. Kentsel dönüme karşı çıkmıyorlar ama bundan önce sosyal bir dönüşüm istiyorlar. Yerlerinden yurtlarından ediliyorlar Gittikleri yerlerdeki yaşamın örgütlenmesi gerekir. Romanlar insani koşullarda ve insanca yaşamak istiyorlar.

Sorunları çözülmeyen Romanlara pansuman tedavisi yapılarak yardımlar sunulurken, bu bir vatandaşlık hakkından çok bir lütuf olarak görülüyor. Hizmetlere de böyle bakılıyor. Romanlar için en acı tarafı da budur. 

Romanların yaşadığı sorunlar, onlardan önce devletin sorunu, toplumun kendi sorunu.

“Romanların mücadelesinde bir kilometre taşı”

Başkanlığını yürüttüğüm Sıfır Ayrımcılık Derneği 2009 yılında bir grup aktivist tarafından kuruldu. Tüm Roman gruplarının yaşadığı sorunlara çözüm  için ve  ayrımcılığa karşı mücadeleye ediyor. Romanların mücadelesinde bir kilometre taşıdır.

HABERİN VİDOSU İÇİN TIKLAYINIZ

https://youtu.be/EXk4j3ZcqyA

Net Haber

nethaberajansi.com/haber/hindistan-dan-tum-dunyaya-yayilan-kardeslik-kervani-h8757.html